!!!!!!!!!!OKUMAYANLAR İÇİN OKUMA KEYFİNİ DÜŞÜRECEK BİLGİLER İÇERİR!!!!!!!
Topluma yabancı olan karakter YOZO...
Açlığın ne anlama geldiğini biyolojik düzeyde kavrayamayan, toplumda gizlenmek ve zarar görmemek için insanları güldürme zorunluluğu hisseden, kendisini yavaş yavaş eksantrik bir soytarı olarak tanımlayan karakterimiz.
Etrafında dışlanmışın hakikatini temsilen Takeiçi ve normalin ikiyüzlülüğünü temsilen Horiki yer alıyor. Fiziksel ve sosyal olarak zayıf olan Takeiçi, okulun dışlanmışı, Yozo' nur soytarı maskesini görebilen tek kişidir. Toplumun kabul ettiği uyumlu, kibirli, bencil ve içten çürümüş Horiki ise Yozo'yu kendi eğlencesi için tüketmiştir. Toplumun, gerçeği açıkça gören ve yansıtanları (Takeiçi) dışlayıp; rol yapan, bencil ve ikiyüzlüleri (Horiki) kabul ettiği sosyolojik zemin kitapta da aynen anlatılmaktadır.
Marksist bir gruba inançtan değil, 'yasadışılık' hissinin verdiği rahatlama için dahil olan Yozo, sapkınlığı adeta kendine konfor alanı seçer. Ve kitapta şöyle ifade edilir: ''İnsan toplumunda dehşet içinde... yaşamaktansa hapiste olmanın daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum.'' Bu durumu taşradan metropole taşındığı süreçte yaşadığı statü kaybı ve ekonomik tükenmeyle bir girdap takip eder.
Başlangıçta karakter, toplumu bireyi ezen, soyut ve korkunç bir dalga olarak algılar. Horiki ile arkadaşlığı ile ''Toplum dedikleri sen değil misin?'' aydınlanması yaşar. Yani birbirini ezen, soyut ve korkunç olan bireylerin toplamıdır. Dalga yoktur, damlalar vardır. Bu farkındalık, makro korkuyu mikro bir umursamazlığa dönüştürür.
Gidişatta eşi Yoshiko'nun, insanlara duyduğu saf güven dolayısıyla yaşadıkları Yozo'yu bambaşka düşüncelere sevk eder.
''Güvenmek bir suç mudur?''
Masumiyet ve mutlak güven modern toplumda hayatta kalmaya uygun olmayan zayıflıklardır artık onun için. Karakterimizin topluma dair son umudu olan eşinin masumiyeti, sistem tarafından yok edilmiştir.
Tüm bunlarla bir ilaç bağımlılığıyla gidermeyen çalışır ancak kendini bulduğu nokta bir akıl hastanesidir. Nihayette Yozo, insanlıktan diskalifiye edilmiştir. (sosyal ölüm)
''ARTIK TAM ANLAMIYLA İNSANLIĞIMI YİTİRMİŞTİM... ARTIK NE MUTLU NE DE MUTSUZUM. HER ŞEY GEÇİP GİDİYOR.''
1. Aşama: UYUMSUZLUK, insan doğasını ve hırslarını anlayamama.
2. Aşama: PERFORMANS, hayatta kalmak için bir maskeyle yaşama.
3. Aşama: KAÇIŞ, yasadışılık, alkol, alt kültürlere sığınma.
4. AŞAMA: KURUMSAL DIŞLANMA, toplumun tahammül sınırlarının aşılması, delilik etiketi, akıl hastanesi.
Sosyolojik olarak ''suçlu'', ''deli'' veya ''sapmış'' olarak kategorize edilen ve toplumdan diskalifiye edilen Yozo, kitabın sonunda bir bar madamının son sözleriyle,
''HEPSİ BABASININ SUÇU... Benim tanıdığım Yo-çan çok nazik ve inceydi... Çok iyi bir çocuktu. Bir melekti.'' şeklinde nihayete erdirilir.
Belki de mikro ilişkilerde tamamen farklı bir gerçeklik yaratmak gerekir. Hakikat, bakanın konumuna ve otoritesine göre değişiyordur. Osamu Dazai
Kitap okunurken makro düzeyde incelendiğinde, Japonya'nın yenilgisi sonrası yaşanan ulusal travma, eski kültür sistemlerinin çöküşü, toplumsal bitkinlik ve umutsuzluk gözardı edilmemeli.
Mikro düzeyde ise, Dazai'nin kurguladığı Yozo karakteri, sadece kişisel bir depresyon olarak ele alınmamalı. Ulusun ruh hali ve kimlik krizi satırlarda çok net okunuyor.