"Güvenli Liman - Danielle Steel"
Hayatında hiçbir şey yolunda gitmiyor mu? Her şeyi ve herkesi sen mi idare ediyorsun? Büyük kayıplar mı verdin? Hayat seni çok mu yordu? Güvenip sığınabileceğin bir liman mı arıyorsun?
Haydi gel, sana güzel bir kitap anlatayım...
"Her hikâye, ikinci bir şansın ışığını bekler."
Havanın rüzgârlı olduğu bir yaz günü, San Francisco’nun Safe Harbour kasabasının sahilinde kızıl saçlı küçük bir kız çocuğu şirin köpeğiyle yürüyüş yapıyordu. Yanlış hatırlamıyorsam 11 yaşında olmasına rağmen kısacık ömründe trajedik olaylar yaşamış, 9 ay önce babasının kullandığı özel uçağın düşmesi sonucunda hem babasını hem de abisini kaybeden Pip, sanki çocuk değil de bir yetişkinmiş gibi acısını içine gömüp gidenlerin ardından sessizce yas tutuyor. Annesine destek olmaya çalışır. Pip'in annesi Ophélie ise canından bile çok sevdiği oğlunu ve 20 yıldır deliler gibi sevdiği kocasının ölümüne inanamıyor, aylardır acıdan kıvranıyor, kendini, hayatını, kızını her anlamda ihmal edecek kadar diplerde gezerek depresyondan çıkamıyor.
Ophélie'yi empati kurup anlamaya çalışsam da kızdığım yerler oldu. Sonrasında tüm hatalarını telafi ediyor o ayrı. Ama tüm hayatını adayacak kadar oğlunu ve kocasını ne kadar severse sevsin, bir anne olarak kızını hiçbir zaman ihmal etmemeliydi.
Pip, sahilde yürüyüş yaparken birden resim yapan bir adam görüyor ve sessizce izliyor. Matt yaşadığı zorlu boşanmadan çocukları da dâhil her şeyini kaybetmiş bir adamdır. Matt, Pip'i görür görmez kendi kızına benzetir ve aralarında çok saf, çok doğal, samimi bir arkadaşlık başlar. Pip'in çekingen, içine kapanık oluşu, acı dolu bakışları, resime olan tutkusunu gördükçe Matt, hassas özel bir çocuk olduğunu hisseder. Pip, annesinden gizli her gün sahile Matt'in yanına gelir. Onun yanında huzur bulur.
İki de bir ortadan kaybolan kızını merak eden (sonunda anne olduğu aklına geldi.) Ophélie, sahilde baş başa oturmuş resim yapan Pip ve Matt'i görünce deliye döner. Kızı o benim arkadaşım dese de inanmaz. Adamın bir sapık ya da çocuk istismarcısı olduğunu düşünür. Annelik iç güdüsüyle adama tehditler savurarak bağırır, çağırır.
Başlarda kızının yeni arkadaşının niyetlerini sorgulayan Ophélie de çok geçmeden onun tam da ihtiyaç duydukları sadık arkadaş olduğunu anlar. Matt’in, hayatlarını hayal bile edemeyecekleri şekilde güzelleştirmiş, güzel dostluğu sayesinde kızını ve kendisini iyileştirir.
Eski hesaplaşmalar, derin yaralar ve kayıplarla şekillenmiş bu üç hayat, hiç umulmadık şekilde aydınlanacak ve birbirlerine yaslanarak ikinci şanslarını keşfedecekti.
Gelelim kitabın yorumuna;
Bana göre kitap vay canına çok iyidi diyemeyeceğim. Ama okunmayacak kadar da kötü bir kitap değildi. Kitabın eksileri ve artıları var.
20-25 yıl önce yazarın "Onca Sevgiye Rağmen" kitabını severek okumuştum. Yıllar sonra yazarın kalemiyle tekrar tanışmak ilginç oldu.
Neden mi?
Çünkü yıllar önce okuduğum o kitabı çok sevmiştim. Yazım dili nasıldı tam hatırlamıyorum. Ama hikâyesi çok akıcı ve sürükleyiciydi...
Güvenli Liman kitabını genel olarak baktığımda insanı yormayan, iki sahne hariç öyle aman aman aksiyonu olmayan, bazen hüzünlü, bazen depresif, huzurlu, sakin, insanı sıcacık yapan güzel, akıcı bir hikâyesi var. Pip ile Matt’in yarı arkadaşlık yarı baba kız ilişkileri, aralarında sıcaklık çok iyidi. Pip karakterini sevdim. Matt karakterini aşırı sevdim. Yazar öyle bir karakter yazmış ki, gerçek hayatta göremeyeceğimiz kadar mükemmel, adam gibi adam yazarak okurun standartlarını arşa çıkarmak istemiş, belli ki.
Artılarını yazdım. Eksilerini geçeyim.
Neden bilmiyorum ama yazarın kalemi mi, yazım tarzı mı neyse bana tuhaf geldi. Tuhaflık konusunu gerçekten nasıl izah edeceğimi bilemiyorum. Bana göre çok fazla ve gereksiz detaylı tasvir vardı. Bir yerden sonra beni baydı. Ophélie'nin durumunu anlayıp empati yapsam da depresifli ve gelgitleri halleri beni yordu. Gereksiz detaylarda yazara, bırak her şeyi de anlatma. Misal, 'karakterin kapıya kadar nasıl yürüdüğünü, kapıyı hangi elle ve nasıl açtığını ben hayal edeyim' demek isterdim. Okur hayal edemeyecek kadar aptal değil. Öyle değil mi?
Biliyorum. Çok uzattım. Ama hem sevdiğim hem de sevmediğim yönlerini yazmasaydım içimde kalacaktı. Oh içim rahatladı...
Yazarın kalemini seviyorsan, detaylara takılmam bana güzel bir aşk hikâyesi lazım diyorsan okumanı tavsiye ederim. Hiç kitap okumamış ya da hiç kitap okumayı sevmeyen ama kitap sevgisini aşılamak istediğin bir arkadaşın varsa bu kitabı alıp, hediye edebilirsin.
Her Ay Okuyanlar Kulübü