Öylesine bir iç dökme. Hayat bazı şeyler için uzun, bazı şeyler içinse fazla kısa… Yaklaşık 1 yıldır, belki daha fazla süredir, abimle küsüz. Konuşmuyorduk, hatta aynı odada bile bulunmuyorduk. Yine de ikimizden birine bir şey olsa ilk biz koşuyorduk. Birinin bir şeye ihtiyacı olsa diğerimiz geri planda onu hallediyordu.
Birbirimizle konuşmak istiyorduk ama ne ben adım atıyordum ne de o adım atıyordu. Son zamanlarda ise aklıma sürekli ölüm düşüncesi düşer oldu. Hayat, sevdiklerimizle geçireceğimiz süre açısından bu kadar kısayken ayrı kalmaya değer miydi?.. Daha sonradan pişman olacağımızı bile bile neden adım atmıyorduk?.. Çok ufak bir şeyle aramızdaki buzların kırılacağından da emindik.
Ben bir gün “Şunu yiyelim mi?” diye sordum. O da dünden hevesli tabii; “Bence şunu yiyelim,” dedi. Birlikte yemek yapıp yedik ama yine de buzlar tam erimemişti. Birkaç gün sonra, yani bugün, işten eve gelirken bana hediye almış. Hediye işin bahanesi aslında; aramızdaki buzları eritmek için bir araç.
Sarılınca da “Seni çok özlemişim,” cümlesini duydum. Hayat, sevdiklerinizle zaman geçirmek için fazla kısa…