“Siyah Lale aşkı, var olma isteğinin yok olmasını bir kadın ve lale üzerinden iki farklı şekilde anlatıyor.” demişti aziz ahbabım. Kitabı bitirdiğimde şimdi anlıyorum.
Bir ömür boyunca başa gelen bahtsızlıkları, emek vermeyi, çiçek ile büyüyen sevgiyi, kıskançlık ve düşmanlığı, ilahi adaletin hatta insanların devam ettirdiği adaletin bile yerini bulduğunu görebildik Alexandre Dumas sayesinde.
Cornelis Van Bearle ile Rosa’nın Tanrıya olan teslimiyeti ve sevgili kalplerinin masumluğu hikaye boyunca bir an dahi ümitsizliğe düşürmedi. Dumas’ın hikayeyi anlatırken gerçeği okuruna anlatması ayrı bir hoştu. Karakterler hikayenin ilerleyişinden bihaberken okur; geniş manzarayı görebiliyor, ilahi bakış açısıyla hikayeye geçiş yapabiliyordu.
Siyah Lale’yi sadece okumadık, Siyah Lale’nin şahidi olduk:)