·200 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Haziran 2026 00:54 Şermin Yaşar, bu romanda bir ailenin yıllar boyunca biriktirdiği kırgınlıkları ve suskunlukları etkileyici bir şekilde anlatıyor. Hikâye ilerledikçe her karakter kendi gözünden yaşadıklarını aktarıyor. Bu yönüyle kitap, sanki bir psikoloğun odasında geçen seansları andırıyor; her bölümde başka bir karakter gelip iç dünyasını açıyor ve okur da onların neden böyle davrandığını anlamaya başlıyor. Bu nedenle neredeyse herkes kendi hikâyesinde haklı görünmeyi başarıyor. Elbette Çiğdem bu konuda biraz ayrı bir yerde duruyor.
Benim için Ethem ve Nurten ise romanın en dokunaklı karakterleriydi. Çünkü yaşananların içinde en fazla yara alan ve en az söz hakkı bulan kişiler onlardı.
Dışarıdan bakıldığında sık sık bir araya gelen, bağları güçlü görünen bir aile var. Oysa perde arkasında kimse duygularını açıkça paylaşmıyor, kimse gerçek düşüncelerini söyleyemiyor. Söylenmeyen her söz, görmezden gelinen her sorun zamanla büyüyor ve sonunda kaçınılmaz bir şekilde büyük çatışmalara dönüşüyor. Romanın merkezindeki asıl mesele de bu: iletişimsizlik. İnsanlar konuşmadıkça, içlerinde tuttuklarını paylaşmadıkça sorunlar çözülmek yerine daha da derinleşiyor.