Hyunam-Dong Kitabevi’ni okumaya karar vermemde kitabın kapağının ve kitap dünyasındaki görünürlüğünün büyük etkisi oldu. Görselindeki o sıcak sokak, akşam ışıkları, küçük bir kitabevi ve sakin atmosfer bende daha farklı bir hikâye beklentisi oluşturdu. Sanki sayfaların arasında beni bambaşka bir dünyaya götürecek, belki biraz gizemli, belki biraz fantastik, alışılmışın dışında bir kurgu beni bekliyormuş gibi hissettim.
Fakat kitabın içine girdikçe karşıma çıkan hikâye, hayal ettiğimden çok daha sakin bir yerde duruyordu. Bu kitap büyük olayların, şaşırtıcı dönüşlerin ya da güçlü bir maceranın peşinden gitmiyor; daha çok insanların kendini bulma yolculuğunu, hayattan yorulduklarında yeniden başlayabilme cesaretini anlatıyor.
Kitabın merkezindeki Yeongju karakteri, toplumun kendisine çizdiği yoldan ayrılarak kendi istediği hayatı kurmaya çalışan biri. Başarılı görünmek, herkesin beklediği kişi olmak ya da alışılmış kalıplara uymak yerine kendi iç sesini dinleyerek bir kitabevi açıyor. Aslında bu fikir kitabın en sevdiğim taraflarından biri oldu. Çünkü kitap okumayı seven herkesin içinde bir yerde böyle bir hayal vardır: Kendi kitaplığını oluşturmak, sevdiği kitaplarla çevrili bir alan yaratmak, insanlara kitaplarla dokunmak…
Yeongju’nun açtığı kitabevi yalnızca kitap satılan bir yer değil; insanların kendilerini ifade ettiği, dinlendiği ve belki de hayatlarında eksik kalan bir parçayı tamamlamaya çalıştığı bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Kitabevine gelen karakterlerin her biri farklı bir hayat yükü taşıyor. Kimisi kendini başarısız hissediyor, kimisi beklentiler altında eziliyor, kimisi ise ne istediğini bulmaya çalışıyor.
Yazar burada karakterlerin büyük kırılmalarını değil, küçük değişimlerini anlatmayı tercih etmiş. Bir insanın bir konuşmayla, bir kitapla veya bir karşılaşmayla kendine başka bir gözle bakabilmesini göstermiş. Bu açıdan kitap oldukça nahif bir düşünceye sahip.
Fakat benim kitapla aramdaki mesafe tam olarak burada başladı. Kitabı okurken sürekli bir olay bekledim. Karakterlerin hayatını değiştirecek bir gelişme, hikâyeyi başka bir noktaya taşıyacak bir kırılma aradım. Sayfalar ilerledikçe “acaba şimdi ne olacak?” düşüncesiyle okumaya devam ettim. Ancak kitap daha çok günlük hayatın sakin akışı içerisinde ilerledi.
Benim için bir hikâyeye bağlanabilmenin en önemli noktalarından biri, karakterlerin yaşadığı olayların beni de içine çekmesidir. Bu kitapta karakterleri tanıdım, ne hissettiklerini anladım ama onlarla güçlü bir bağ kurmamı sağlayacak o büyük anlatıyı tam olarak bulamadım. Sanki hikâye hep bir yere varacakmış gibi hissettirdi fakat beklediğim noktaya ulaşmadı.
Kitabın günümüz popüler kitap kültürünün etkisini taşıdığını da düşündüm. Altı çizilecek cümlelerin, hayat derslerinin ve üzerinde durulan mesajların çokluğu zaman zaman bana bunların hikâyenin doğal akışından değil de özellikle vurgulanmak için yerleştirildiği hissini verdi. Verilmek istenen düşünceleri anladım fakat bunu güçlü bir olay örgüsüyle desteklenmiş şekilde okumayı tercih ederdim.
Yine de kitabın özellikle kitap sevgisi üzerine kurduğu dünya değerliydi. Çünkü bir kitapçı açmak, kitaplarla çevrili bir hayat kurmak, okurlarla aynı tutkuyu paylaşmak birçok kitap severin hayallerinden biridir. Bu yönüyle kitap, birçok okurun kendinden bir parça bulabileceği bir alan oluşturuyor.
Belki de bu nedenle Hyunam-Dong Kitabevi bazı okurlar için çok huzurlu ve özel bir kitap olabilir. Özellikle daha sakin anlatımları seven, büyük olaylardan çok karakterlerin iç dünyasına odaklanan okurlar için güzel bir okuma deneyimi sunabilir.
Benim için ise kapak tasarımı ve oluşturduğu beklenti, kitabın içeriğinden daha güçlü kaldı. Daha farklı bir kurgu, daha belirgin bir olay örgüsü ve beni sayfaların içine daha fazla çekecek bir hikâye beklemiştim. Bu yüzden kitapla tam anlamıyla bütünleşemedim.
Yine de kötü bir kitap olarak görmüyorum. Sadece benim beklentimle kitabın sunduğu şey aynı yerde buluşmadı.
Keyifli okumalar dilerim. :)