Son sayfayı çevirdiğimde üzerimde bıraktığı o yoğun etkiyi tarif etmek gerçekten zor. Jack London’ın kendi hayatından da derin izler taşıyan bu başyapıt, uzun süredir kitaplığımda bana bakıyordu; keşke daha önce okusaydım dediğim o özel eserlerden biri oldu.
Martin'in o bitmek bilmeyen öğrenme tutkusunu en iyi özetleyen cümlelerden birini bırakıyorum: "Kitaplar ona bilmediği dünyaların kapılarını açıyordu; ama açılan her kapı, arkasında keşfedilmesi gereken onlarca yeni kapı daha saklıyordu. Bilgi, ucu bucağı görünmeyen kutsal bir okyanus gibiydi."