Kitap, Welton gibi geleneklerine bağlı ve katı disiplin anlayışıyla yönetilen bir akademide öğrenim gören öğrencilerin; ailelerinin ve öğretmenlerinin baskısı altında kendilerini bulma çabalarını okuyoruz. Bu akademide öğrenim gören öğrenciler hayatlarında son derece muzdariplerdir. Ta ki okula yeni gelen bir öğretmen sayesinde öğrencilerin yaşadığı değişime tanıklık ediyoruz.
John Keating, okula yeni gelen bir edebiyat öğretmenidir. Sınıfa girip öğrencilere "Carpe Diem"( Anı yaşa ) dediği an, öğrenciler için her şey değişiyor ve öğrenciler hayata daha farklı şekilde bakmaya başlıyorlar. O güne kadar sadece ezber yapması istenen öğrencilere Keating, masaların üstüne çıkmayı, sadece şiir okumayı değil aynı zamanda şiiri hissetmelerini söyler.
Kitap boyunca Keating'in öğrencilerin hayatlarına nasıl dokunduğunu, öğrencilere nasıl farklı bir bakış açısı kazandırdığını görüyoruz. O zamana kadar sadece ailelerinin ve öğretmenlerinin istekleri altında yaşayan öğrenciler için bunun ne denli önemli olduğunu, artık kendi yapmak istedikleri yolda ilerlemeye çalışma çabalarına tanıklık ediyoruz.