Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar”ı, klasik bir roman olmanın çok ötesinde; adeta insanın iç dünyasına açılan karmaşık bir labirenttir. Bu kitapta bir hikâyeden çok, bir arayışın içinde bulursunuz kendinizi. Turgut Özben’in Selim Işık’ın izini sürerken aslında kendi benliğini keşfetmesi, okuyucuya da istemeden aynı sorgulamayı yaptırır.
Atay’ın dili alışılmışın dışındadır; yer yer ironik, yer yer kırık ve parçalıdır. Bu da kitabı okurken zorlayıcı kılar ama tam da bu yüzden etkileyicidir. Çünkü “tutunamayan” insanların dünyası zaten düzenli, sade ve anlaşılır değildir. Kitap, toplumun dayattığı kalıplara sığamayan bireylerin yalnızlığını, yabancılaşmasını ve içsel çatışmalarını derin bir şekilde işler.
Okurken bazı yerlerde kendinizi kaybolmuş hissedebilirsiniz ama aslında o kayboluş, kitabın vermek istediği duygunun ta kendisidir. “Tutunamayanlar”, herkese hitap eden bir kitap değildir; ama kendini sorgulayan, hayata ve insanlara farklı bir açıdan bakmak isteyen herkes için unutulmaz bir deneyimdir.
Adem ÇelikTutunamayanlarOğuz Atay