Okuduğum kitapların davranışlarımı, hayata bakışımı, düşüncemi, hayallerimi, hedeflerimi ve hissedişimi şekillendirdiğini bizzat hissetmek o kadar güzel ki... Kabuğunu kırıp yavaşça kök salmaya ve filizlenmeye çalışan bir tohum da tıpkı böyle hissediyor olmalı. Spesifik hareketlerimin yahut cümlelerimin aslında birbirinden farklı kitapları temsil etmesi ve bunu yalnız ben ile Rabbimin bilmesi... Anlatılmaz yaşanır. Bu kitapla beraber de ölmeden önce bir bahçe yetiştirme isteği doğdu içime. Kitap boyunca bahçıvanın ölüp ölmediğini okumuyoruz, zira yazar onun öldüğünü daha en baştan söylüyor. Okuduğumuz şey onun ölümünün öncesi, sonrası ve gerisinde bıraktığı bir takım hisler, boşluklar, güller, zambaklar, bahçe...