Gökyüzünde iki gezegenin çekimser aşkını aynı ofiste çalışan Adam ve Kadın üzerinden okuduğumuz bir hikaye... Gezegenlerin yörünge hareketleri, onların birbirine olan yakınlığı ve uzaklığı bize; ayrılmak istemeyen ama yaklaşmaktan da korkan iki arkadaş! üzerinden anlatılıyor. İkisi arasında mıknatıs gibi bir çekim, zıt kutuplar gibi bir itiş var ikisininde anlam veremediği bu çelişki tıpkı toprağa kavuşmak isteyen yağmur damlası gibi değse kaybolacak değmese yok olacak. Ya kendini aşkta kaybedecek ya da gururuna yenik düşüp başlamadan bitecek... İşte boyle bir gel git dünyasından kendini kendinde bulma yolculuğuna...
Bitti dediğin yerde yeniden var olmanın hikayesi. Kitabın sonu tam bir ters köşe. Bulmak için önce kaybolmak gerekir. Bulduğun kaybettiğinden her zaman daha değerlidir. Çünkü sendir... Sana ait olan benliğindir.
İsimsiz bir olay örgüsünden ibaret olan kitap biraz evrenselliği benimsemiş gibi, okuyan her insan adamdan bir parça kadından bir duygu bulabilsin istenmiş... Tam da istediği gibi yazarın okurken çokça '-aaa bu ben! diyeceğiniz bir kitap. Satırlarında yaşayamadığınız, yaşamakta çekimser davrandığınız kokuyu bulacaksınız. Kitabın kapağını kapattığınızda aklınızda kalan sadece duygular olacak. Karakter tahlılı değil,olay örgüsü değil sizde oluşan duygu tıpkı yağmurdan sonra kokusunu aldıgımız o toprak gibi ... sakinleştiren,rahatlatan ama sorgulatan