Romanın merkezinde, sekiz yaşındaki Güney’in bir yaz akşamı oynadığı masum bir çocukluk oyununun beklenmedik şekilde trajik ve gizemli olaylara dönüşmesi yer alıyor. Bu olay, yıllar boyunca sürecek sırların, kayıpların ve travmaların kapısını aralıyor.
Hikâye boyunca; dönüşümler, geçmişten gelen fısıltılar, yarım kalmış hayatlar ve kuşaktan kuşağa aktarılan yaralar arasında dolaşırken, yalnızca bir suçun değil, insan zihninin ve hafızasının karanlık bölgelerinin de izini sürüyoruz. Roman, hatırasız olma fikri, arınma, vicdan, suçluluk ve kayıp temalarını ön plana çıkarıyor.
Karakter psikolojisini irdeleyen gerilimlerden hoşlanan biri olarak, fısıltılardaki ipuçlarının giderek anlam kazanan bir yapı oluşturmasını, realist bir zemine oturmasını, somut anlamda çözümlenmesini bekledim. Öyle olmadı ama öte yandan; Empat’ın bana sunduğu sembolik ve atmosferik yönü de sevmedim diyemem.
Kısa hacmine rağmen yoğun bir hikaye sunan Empat’ın en güçlü yanı, aslında olay örgüsünden çok Türkiye’nin farklı dönemlerine, sınıflarına, travmalarına ve toplumsal kırılmalarına ayna tutması oldu. Okurken de istemsizce kitabı zihnimde bir toplum panoraması olarak kodladım. Bakış açım değişince, fikirlerim de ona göre şekillendi. Sevgili yazar, empati kavramını merkeze alırken okuruna da durup düşünme alanı açmak istemiş. Bu nedenle son sayfayı çevirdiğimde karakterlerden ya da kurgudan çok, kitap boyunca satır aralarında hatırlatılan insani değerler zihnimde yer etti. Ve böylece farklılıklarıyla anacağım bir Günay kitabı daha külliyatıma eklenmiş oldu. Nicelerine..
.
.
.
satir.arasindaki.kiz
EmpatGünay Gafur · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202610 okunma