Anne Calloway, Seattle'da yaşayan, varlıklı bir ailede büyümüş ve bütün hayatı önceden planlanmış genç bir kızdır. Nişanlısı bile çocukluğundan beri tanıdığı Gerard'dır. Anne, nişanlısını sevmektedir ama aralarındaki ilişki bir aşktan çok alışkanlık gibidir ve tutku yoktur. Bu yapay hayatın içinde sıkışmış hisseden Anne, her şeyi geride bırakıp İkinci Dünya Savaşı'nın tam ortasına Bora Bora adasına gönüllü hemşire olarak gider. Peki herşeyi geride bırakıp gittiği bu adada onu neler bekliyor?
Hikaye, iki farklı zaman dilimi arasında geçiyor. Hem geçmişin sırlarını hem de günümüzü bir arada veriyor. Savaşın ortasında, cennet gibi bir adada saklı kalmış derin bir aşk hikayesini ve yıllar sonra gelen bir mektubun getirdiklerini okuyoruz.
Sarah Jio, okuma alışkanlığı kazandırdığı söylenen bir yazar. Okuru yormayan, akıcı, sade bir dille yazıyor kitaplarını. Bu kitabı da bir solukta okuyabileceğiniz, hem kalbinizi sızlatacak hem de merak duygunuzu canlı tutacak, bir aşk ve gizem romanı. Eğer okumadıysanız mutlaka okuyun.