İvan ilyiç’in Ölümü
9/10
·83 syf.··
2026 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 11:39
Kitaba puanım 10 üzerinden 9 oldu. Bunun sebebi eserin herhangi bir eksikliği değil; tam tersine çok çabuk bitmiş olmasıydı. Okurken o kadar büyük bir keyif aldım ki İvan İlyiç’in iç dünyasında biraz daha kalmak, Tolstoy’un kaleminden birkaç sayfa daha okumak istedim. Belki de kırdığım o bir puan, kitabın bana yetmemesindendi. Çünkü bazı eserler vardır, son sayfasına geldiğinizde bitmesini istemezsiniz. İvan İlyiç’in Ölümü benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Bazı kitaplar vardır; bittiğinde “iyi ki okudum” dersiniz. Bazıları ise son sayfasını kapattığınızda sizi uzun süre düşünmeye mahkûm eder. İvan İlyiç’in Ölümü benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. Sadece 83 sayfalık bir eser olmasına rağmen, birçok kalın romandan daha fazla düşündüren, daha fazla sorgulatan ve insanın içine daha derinden işleyen bir metin. Kitabı bitirdiğimde sayfa sayısına değil, içinde taşıdığı düşünce yoğunluğuna hayran kaldım. Üstelik Tolstoy’un bu eser üzerinde yaklaşık dört yıl çalıştığını öğrenince, her cümlenin neden bu kadar güçlü ve etkileyici olduğunu daha iyi anladım. Bir yazarın eserine verdiği emeği ve önemi görmek, kitabı benim gözümde daha da değerli hâle getirdi. Tolstoy’u zaten dünya edebiyatının en büyük romancılarından biri olarak görüyorum. Bu kitabı okuduktan sonra bu düşüncem daha da pekişti. Çünkü Tolstoy burada yalnızca bir insanın ölümünü anlatmıyor; yaşamı, insan ilişkilerini, toplumun ikiyüzlülüğünü ve ölüm karşısındaki çaresizliği anlatıyor. Bunu yaparken de okuyucuyu sarsmayı başarıyor. Sayfalar ilerledikçe kendinizi yalnızca İvan İlyiç’in hikâyesini okurken değil, aynı zamanda kendi hayatınızı sorgularken buluyorsunuz. İvan İlyiç karakteri, dışarıdan bakıldığında başarılı ve düzenli bir hayat sürmüş bir insan. İyi bir kariyeri, toplum içinde saygın bir yeri ve herkesin imreneceği bir yaşamı var gibi görünüyor. Fakat ölüm gerçeğiyle yüzleşmeye başladığında bütün bu başarıların aslında ne kadar kırılgan olduğunu fark ediyor. Tolstoy, karakterinin zihnine öyle derinlemesine giriyor ki onun korkularını, öfkesini, pişmanlıklarını ve çaresizliğini adeta birebir hissediyorsunuz. İvan İlyiç’in yaşadığı ruhsal çöküşü okurken zaman zaman onunla birlikte nefes aldığımı, onunla birlikte sorguladığımı hissettim. Bir karakterin iç dünyasını bu kadar güçlü yansıtabilmek gerçekten büyük bir yazarlık başarısı. Kitabın beni en çok etkileyen yönlerinden biri de ölüm kavramını ele alış biçimi oldu. Hepimiz ölümün hayatın kaçınılmaz bir gerçeği olduğunu biliriz; fakat çoğu zaman bunu düşünmek istemeyiz. İvan İlyiç de başlangıçta böyle davranıyor. Ölümün başkalarının başına gelebileceğini düşünüyor ama kendi sonuyla yüzleşmek istemiyor. Ancak hastalığı ilerledikçe bu gerçekle kaçınılmaz biçimde karşı karşıya kalıyor. İşte Tolstoy burada insan psikolojisini inanılmaz bir ustalıkla işliyor. Karakterin önce inkâr etmesini, sonra öfkelenmesini, korkmasını ve nihayet gerçeği kabullenmeye çalışmasını öyle doğal anlatıyor ki okurken bunların yalnızca İvan İlyiç’e ait duygular olmadığını fark ediyorsunuz. Bunlar hepimizin içinde bulunan duygular. Bir başka etkileyici nokta ise çevresindeki insanların tavırlarıydı. İvan İlyiç ölümle mücadele ederken etrafındaki birçok insanın yapmacık davranışları, sahte üzüntüleri ve çıkarcı yaklaşımları insanı rahatsız ediyor. Tolstoy burada toplum eleştirisini son derece başarılı bir şekilde yapıyor. Ölüm döşeğindeki bir insanın bile çoğu kişi tarafından gerçekten anlaşılmaması ve yalnız bırakılması oldukça sarsıcıydı. Bu durum bana insanların çoğu zaman samimiyetten ne kadar uzaklaşabildiğini düşündürdü. Kitap boyunca hissettiğim en güçlü duygu, hayatın geçiciliğiydi. Tolstoy, ölümün yalnızca bir son olmadığını; aynı zamanda yaşamın anlamını sorgulatan bir ayna olduğunu gösteriyor. İvan İlyiç’in yaşadığı iç hesaplaşmalar, insanın gerçekten nasıl yaşaması gerektiği sorusunu sürekli akla getiriyor. Belki de kitabın asıl gücü burada yatıyor. Ölümü anlatırken aslında yaşamı anlatıyor olması. Eser kısa görünse de kesinlikle hızlı okunup geçilecek bir kitap değil. Her sayfasında durup düşünmek, bazı cümlelerin üzerinde uzun uzun kafa yormak gerekiyor. Sayfa sayısının azlığı sizi yanıltmasın; çünkü Tolstoy bu küçük hacme devasa bir düşünce dünyası sığdırmış. Bu yüzden kitabın değeri uzunluğunda değil, derinliğinde saklı. Son olarak ise Tolstoy bir insanın ölümü üzerinden hayatın anlamını, korkularımızı, pişmanlıklarımızı ve gerçeklerle yüzleşme cesaretimizi anlatmayı başarmış. Bu nedenle kitap yalnızca bir ölüm hikâyesi değil; insan olmanın ne demek olduğunu sorgulatan güçlü bir klasik. Aradan geçen yıllara rağmen etkisini kaybetmemesi de bunun en büyük kanıtı. Benim için unutulmayacak eserlerden biri oldu ve Tolstoy’un neden dünya edebiyatının zirvesindeki isimlerden biri olarak görüldüğünü bir kez daha gösterdi. Bu kısa ama son derece derin kitabı, yaşam ve ölüm üzerine düşünmek isteyen herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim..
Roman
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,2bin okunma
·
305 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İyi akşamlar dilerim Hatice Hanım🪷 Harika bir analiz olmuş, kaleminize sağlık👍Kitabı okurken ben de tam olarak sizin dediğindiğiniz samimiyetsizlik ve sahte üzüntüler kısmında çok üzülmüştüm.Tolstoy, İvan İlyiç üzerinden aslında insanların ne kadar yapay bağlar kurduğunu özetliyor .Ölümün bir son değil, hayatın anlamını sorgulatan bir ayna olduğu tespitinize kesinlikle katılıyorum. Kitabı sizin yorumunuzla yeniden hatırlamak çok keyifliydi.
• H a t i c e
Gönderi Sahibi
Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Tolstoy’un en büyük gücü, bir insanın hikâyesinden bütün insanlığı anlatabilmesi sanırım. İvan İlyiç’in yaşadıkları bana da hayatı ve ilişkileri yeniden sorgulattı. Düşüncelerimizi paylaşmış olmak çok kıymetli, keyifli okumalar dilerim. 🌸😇