Avusturyalı yazar Stefan Zweig’ın 1912 yılında yayımlanan kısa öyküsü.
Fransa Kralı’nın gözünden düşen ve Paris’ten Normandiya’ya sürülen Madame de Prie; kendisini bir anda şatafattan, ilgiden ve şöhretten yoksun bir sürgün hayatında bulmuştur. İlk zamanlar bu yeni hayatının tadını çıkarıyor gibi görünse de, çok kısa süre içerisinde yaşam enerjisini bulduğu Paris günlerini arar hale gelmiştir. İçine düştüğü bunalımdan çıkış yolları arayan Madame de Prie bu çabasında başarısız olur. Artık geriye, adını tarihe yazdıracağını inandığı son perdeyi oynamak kalmıştır.
Sahip oldukları gücün etkisiyle etrafını sahte sevgi ve saygıyla dolduran insanların bu gücü kaybettiklerinde yaşadıkları çöküşü okurken Madame’ın zamanla değişen ruh hali ve düşüncelerindeki tutarsızlıklar içten gelen gerçek bir sevginin ve samimi arkadaşlıkların insan hayatındaki önemini ortaya koyuyor.