·208 syf.····Okunma: 12 Haziran 2026 20:29 Alışık olduğumuz o hareketli, bol diyaloglu kitaplardan değil bu roman. Aksine; isimlerin olmadığı, neredeyse hiç diyaloğa yer verilmeyen, aşırı yavaş ilerleyen bir kurgu. Bence metnin asıl etkileyici kısmı da tam burada başlıyor. Bu yavaşlığın ve hareketsizliğin içinde merak unsuru bir an bile eksilmiyor. Bunu yapabilmek, bence bir yazar için gerçekten kıskanılacak bir ustalık.
Belirsiz bir zamanda, tam olarak ne olduğunu bilmediğimiz olaylar sonucu kent merkezinde çatışmalar çıkıyor ve biz bir adamın bu şartlar altında başına gelenleri okuyoruz.
Kitap boyunca "Nuh’un Gemisi"ne çok güçlü göndermeler var. Eskiden kurtuluşu simgeleyen o heybetli gemi, günümüzde adeta bir apartman dairesine dönüşmüş durumda. Dönem boyu aldığım Kent Sosyolojisi dersinde öğrendiklerim, romanı okurken zihnimde sürekli yeni kapılar açtı. Çünkü aynı apartman dairesi biri için dışarısının tekinsizliğine karşı son derece korunaklı bir mekanken, diğeri için boğucu bir sıkışmışlık hissine dönüşebiliyor.
Yazar hikayeyi hiç süslemeden, adeta bir rapor soğukkanlılığıyla önümüze koyuyor. Romanın sonunda ise o klostrofobik atmosfer beni öyle bir yakaladı ki, ister istemez "Bu tufan hiç bitmez..." dedim. İnsan, dönüp dolaşıp hep o gemide olmayan yere sıkışmaya çalışacak sanki.
Benim için harika bir okuma deneyimiydi. Mutlaka okumalısınız.