Çocukluğum, ana karakter Aleksey'in küçük yaşta babasını kaybetmesiyle başlar.
Bu kaybın ardından annesiyle birlikte anneannesinin ve dedesinin yanına, Nijni Novgorod'a taşınırlar...
Dedesinin evi, açgözlülük, kavga, kıskançlık ve şiddetin hüküm sürdüğü kasvetli bir ortamdır.
Dayıları miras kavgaları etmekte, disiplinli ve sert bir adam olan dedesi ise çocukları en ufak hatalarında acımasızca kırbaçlamaktadır...
Aleksey, evdeki tüm bu vahşete, yoksulluğa ve haksızlıklara rağmen insani değerlerini korumayı öğrenir.
Annesinin de ölümünün ardından, dedesinin artık iflas etmesiyle birlikte, dedesi ona
"Sen bir madalya değilsin, boynumda taşıyamam, git artık insanların arasına karış..." der ve Aleksey küçük yaşta kendi ayakları üzerinde durmak üzere sokağa, yani hayata atılır...
Velhasılı;
19. yüzyıl sonu Rus toplumunun alt tabakasındaki cehaleti, yoksulluğu ve acımasızlığı bir çocuğun gözünden anlatırken; her şeye rağmen insanın içindeki iyiliğin ve direncin nasıl yeşerebileceğini gösterir...