Puan vermedi·192 syf.····Okunma: 28 Haziran 2026 13:41 Sennett’in Karakter Aşınması, yeni kapitalizmde sahip olduğumuz işin kişiliğimiz üzerindeki etkilerini analiz eden bir eserdir . Sennett’e göre karakter, duygusal deneyimlerimizin uzun vadeli boyutudur. Psikolojik bir bütünlük için gerekli olan sadakat, karşılıklı bağlılık ve hazzı erteleyebilme becerisi, karakterimizin çekirdeğini oluşturur ona gore. Sistemin sadece çalışma biçimlerimizi değil, bir insan olarak karakterimizi nasıl kimyasal bir asit gibi erittiğini anlatıyor. Eserde yeni kapitalizmin en belirgin özelliği esneklik vurgusudur,eskiden bürokrasi ve rutin kötülenirdi; şimdi ise esneklik baş tacı. Sennett abi diyor ki; bu esneklik seni özgürleştirmiyor, sadece iktidarın maskesini değiştiriyor. İsim değişir cisim aynı kalır meselesi gibimsi .Artık tepende bir patron yok belki ama önünde duran bilgisayar ekrani veya performans hedefleriyle her an denetleniyorsun. işçilerden ise sürekli değişime hazır olmaları ve risk almaları bekleniyor. Bu muhteşem ötesi düzenin sloganı ise "uzun vade yok" tur. Sürekli değişen projeler, kısa süreli sözleşmeler ve esneklik anlayislari kisinin hayatında kalıcı bir hikaye oluşturmasını engelliyor . Kitapta anlatılan Enrico ve Rico meselesi de tam olarak buna işaret ediyor . İki karakterimiz arasındaki farklarin ilki calışma biçimi ve statüdür Enrico, yirmi yıl boyunca aynı iş merkezinde yerleri silen ve tuvalet temizleyen bir hademe iken işi basit, rutin ve hiyerarşinin en altında sayılabilir . Rico ise babasının hayallerini gerçekleştirmiş, üniversite bitirmiş ve yüksek gelirli (en üst %5'lik dilime girmiş helal olsun dayiogli) bir teknoloji danışmanı olmuştur. İkincisi ise zaman algısı ve kariyerdir . Enrico için zaman doğrusal akarken Rico'nun dünyası ise sürekli taşinmalar ve farklı projeler arasında gidip gelmiş. Enrico kendini güvende hissederken; ne zaman emekli olacağını ne kdr maaş alacağıni yıllar öncesinden bilirken Rico ise esnek ekonominin getirisi olan belirsizlik ve risk içerisindedir ve sürekli işten cikarilma korkusu kontrolü kaybetme kaygisi tüm yaşamına sinmistir . Yaşadığı bu stresli sürüklenme sebebiyle kendisine net bir yaşam öyküsü oluşturamamistir böylece kendini olayların öznesi değil, zamanın ve mekanın bir kurbanı olarak görmeye başlar. Bu zihniyet yalnızca çalışanlarda değil, sistemi yöneten elitlerde de görülüyor örnek için deşunu verebilirz Sennett, Davos’taki o "yüksek voltajlı" abileri de incelemiş. Bu tipler için geçmişin hiçbir önemi yok, her an her şeyi yıkıp yeniden baslayabiliyorlar. Ama bu "her an her şeyi terk edebilme" yeteneği, aslında sadakat ve bağlılık gibi bizi insan yapan duyguları yok ediyor. Bu bakış açısı, kitabın bana göre en etkileyici tespitine de zemin hazırlıyor :Esnek kapitalizmin yarattığı en büyük tahribata vurgu yapılması , bu sistemde artık karşılıklı bağımlılık duygusu utanç verici hale getirilmis . Sistemin bağımlılığı reddetmesi, insanlar arasındaki güven ve bağlılık bağlarını kopararak bireyi duygusal bir boşluğa itiyor ve kaçınılmaz soru geliyor böylece. " Bana kim ihtiyaç duyuyor?" İşte Sennett'e göre karakter aşınmasının en görünür sonucu da budurBelki de modern çalışma hayatının insanın elinden aldığı en önemli şey, tam da bu soruya güvenle cevap verebilme imkânıdır. Yazar bu soruya doğrudan cevap vermek yerine sistemin bu soruyu nasıl cevapsız bıraktığı ve insanın bu boşlukla nasıl başa çıkmaya çalıştığı üzerinde durmustur .Şirketler, çalışanlarını her an vazgeçilebilir göstererek ve kurumları sürekli yeniden tasarlayarak, bireyin başkaları için vazgeçilmez veya yararlı olduğu duygusunu baltaliyor .sonunda bu sorunun ancak "biz" diyebilen bir topluluk içinde anlam kazanabileceğini belirtir. Biz zamiri, insanların ihtiyaçlarını birbirleriyle paylaşabiliği ve birbirleri için kaygılanabildiği bir zeminde yeşerir ona göre . Yazar, insanların birbirleri için kaygılanmaz hale geldiği bu rejimin meşruiyetini uzun süre koruyamayacağından emindi ; çünkü karakterin özü, bu ihtiyaç duyulnmada yatiyor... Peki böyle bir sosyal yapı mümkün mü ? Yazar derdi verdi ama siyasi bir reçete vermedi sağ olsun . Kitabı okurken sık sık ulan ben bunun için mi okuyorum sorusu doluşuyordu kafam. Boyle sosyolojik analizleri okurken uzun olsun kısa olsun geniş bir alana yayip okumayı seviyorum. Sık sık not aldığım okurken zevk aldığım bir kitap idi muhakkak başka bir eserini de okuyacağım Sennet ayrıca tavsiye de ediyorum