"Atlas Okyanusu'nun dibinde bir kitap yatıyor. Anlatacağım, işte onun hikâyesi." diye başlıyor kitabın ilk cümleleri...
Ve ekliyor yazar, hikayenin içeriğini bilmiyorsanız da sonunu tüm dünya biliyor.Titanic 1912 yılında battığında kurbanların en ünlüsü bir kitaptı: İranlı şair, gökbilimci, bilge Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının mevcut tek yazma nüshası.Kitabımız Hayyam' ın el yazması kitabının arayış hikayesi aslında.
Semerkant, İranlı şair ve matematikçi Ömer Hayyam, Alamut Haşhâşîliğinin kurucusu Hasan Sabbah ve Büyük Selçuklu veziri Nizâmülmülk'ü aynı tarihlerde yaşamış şahsiyetler olarak kurgulamış.Gerçekte böyle olmasa da, hikâye gayet olabilir hissi veren cinsten.
Bu üçlü hakkında yazılan kitapları okumayı sevenler için güzel bir kitap.
Kitabın içerisine Ömer Hayyam' ın rubailerinden ara ara serpiştirilmiş, bu kısımları keyifle okudum.
Semerkant, Alamut kitabına göre daha doyurucu, edebi yönden daha iyiydi. Akıcı, sürükleyici bir anlatımı var.Ancak şunu belirtmeye ihtiyaç var ki; bu bir tarih kitabı değil.Tarihi kurgu kitabı. Yani her ne kadar kişiler gerçek olsa da olaylar tamamen yazarın özgün kalemine göre şekillenmiş. Bu nokta da anlatılanlar gerçekleri yansıtmak durumun da değil.Ancak kitaba müslüman Türk kimliğinle baktığın zaman, Türklere karşı aşağılayıcı cümleleri ve hissiyat rahatsız edici. Bu noktada çok da şaşırmamak lazım diye düşünüyorum. Batı da en çok okunan Doğulu yazar olmak! için tam da batının istediği tarzda yazmak lazım diye düşünüyorum. Oryantalist ! bir bakış açısı ile.
Tarihi bir kitap okumanın en güzel yanı,sizi o dönemin olay ve kişilerini araştırmaya yöneltmesi. Ki, Semerkant bu konuda oldukça başarılı. Ömer Hayyam, Nizamülmülk ve Hasan Sabbah üçlüsü hakkında daha da fazla bilgi edinmek için okumalar yapma ihtiyacı hissettiriyor.