·80 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Haziran 2018 23:36 Kitap kısa hikaylerden oluşmakta. Genel hatlarıyla değerlendirmem gerekirse ölüm teması hepsi kesişimde. Hepsinde de son paragrafa sığdırılmış bir ölüm var.
Ay Işığı Sokağı hikayesinde Zweig'ın önceki okuduğum Satranç ve Bir Kadının Yirmi Dört Saati kitaplarındaki anlatımı gördüm. Bir karakter geliyor ve anlatıcıya başından geçenleri anlatıyor. Bu üslûbu kullanmasını özellikle seviyorum. Anlatıcı hiç dahil olmadığı bir yaşamı ince hatlarıyla öğreniyor..
Leporella hikayesinde yabanî bir kızın duygularının uyanışını görüyoruz. Bu da bana Olağanüstü Bir Gece'yi anımsattı bu yönüyle. Özellikle bu hikayedeki duygu analizlerini çok sevdim.
Nişan hikayesi savaşın soğukluğunu anlatıyor. Ana karakteri olan Subay'ın hiç tanımadığı bir insanı öldürürken aldığı zevk savaşın acı bir yönünü ortaya koyuyor. İnsan neden tanımadığı birini öldürür? Cevabını Black Mirror The Man Against Fire bölümden çıkarttığım düşünceyle şöyle verebilirim: Tanımadığı için, insan tanımadığı, yabancısı olduğu kişileri daha kolay gözden çıkartabilir çünkü. Hikayenin sonunda bu tanımamazlık sorunu Subay ile askerleri arasında olur. Askerler subayı tanıyamaz ve düşman olarak görürler.
Leman Gölü Kıyısında Olay bir Rus askerin askerden kaçmasını anlatıyor.
Son olarak Avare ise hayalleri bir lise hocası tarafindan kasıtlı ya da kasıtsız bölünen bir genci anlatıyor.
Zweig'ın tasvirleri, ele aldığı olaylar kitabı seçmenizi sağlayacaktır. Okumuşsanız ya da okursanız düşüncelerinizi öğrenmeyi isterim.