Her okurun gönlünde farklı bir yere sahip olan bir yazar, şair muhakkak vardır. İşte benim de gönlümde yeri en değerli olan yazar ise Sabahattin Ali'dir. Zamanında savunduğu düşüncelerinden midir, yazdıklarının samimiliğinden, karakterlerinin içtenliğinden midir, yoksa ölüm şeklinin böylesine güzel bir insan için hiç layık olmayışından mıdır bilmem. Belki de hepsindendir. Bildiğim bir şey varsa o da Sabahattin Ali'nin ülkemiz için hem bir yüz akı hem de bir utanç kaynağı olduğudur. Yeterince değer verilmediği için.
Ben Sabahattin Ali okurken hem çok tanıdık şeyleri okurum, hem de hiç bilmediğim köylere konuk olur, bilmediğim acılara şahit olur, tanımadığım kişilerle bir ölür bin doğarım. O her kesimin sesidir. Her acının, her sevincin dile getiriliş şeklidir. On altı tane öyküsünden oluşan bu kitabı ise hayatın ta kendisidir. Çingene Atmaca ve "Viyolonsel" öyküsündeki adsız erkekle aşkı, aşk uğruna nelerin feda edilebileceğini, kocası hapishanede olan Dudu ve siyasetin, güçlülerin savurduğu Çallı Halil Efe ile çaresizliği, adaletsizliği, kekeme bir gemici ile de haksızlığa karşı ses çıkarmanın adalet arayışında atılabilecek en büyük adım olduğunu öğrendik;
" Hadi be, ne duruyorsunuz, kaptana gidip et isteyeceğiz. Vermezse zorla alacağız... Kuru baklayla ateş yakamayız biz."
...
" Fakat bunlar : " Kuru baklayla ateş yakamayız!" demesini ve kaptanın yarım koyununu almasını öğrenmiştiler." işte bu cümlelerle otoritenin haksızlığına boyun eğmemeyi, sesini çıkarıp hakkını savunabilmeyi öğrendik. Bu cümlelerin yer aldığı " Bir Gemici Hikâyesi" öyküsünü herkesin okuyup içinde bulunduğumuz ülke durumu için değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.
Kitabın başında yer alan yazarın önsözü kısmında Sabahattin Ali'nin, yazdığı bazı öykülerini çocukluğunda yazdığını ve bunları beğenmediğini söyleyip okuyucudan onları okumak zorunda bıraktığı için özür dilediği kısmı kitabı bitirdikten sonra yeniden okuyunca ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Çünkü ben okuduğum her öyküde bambaşka üzüntülere gark olup nasıl böyle güzel yazıp, beni bunlara inandırdığını düşünürken bu yazıların sahibinin kendine değer vermemesi bana inanılmaz geldi.
Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bu kitapta bitti ve kitaplığımda daha bir çok kez okunacak olmak üzere yerini aldı. Ülkenin en zor dönemlerinde en cesur yüreklerinden birine sahip olup, gördüğü her düzensizliği eleştiren bir kaleme sahip olan Sabahattin Ali'yi okuyun ve onu anlamaya çalışın sevgili okurlar.
Böyle bir kitap okunduktan sonra da böyle bir şarkı dinlenir :)
youtu.be/_mQ2QJqMR-I
Görmek istersen denizi
Yukarıya çevir yüzü
Deniz gibidir gökyüzü
Aldırma gönül aldırma