Puan vermedi·64 syf.····Okunma: 05 Temmuz 2018 16:53 Zweig okumak bence bağımlılık yapıyor ve üst üste olmasada ara sıra okuma isteği hep geliyor içime. Geçen günlerde şahsiyet dizisinin bir sahnesinde denk gelmemle, aa bu kitabı okuyacaktim zaten dedim ve ilk alışverişim için sepetime ekledim. Kitabı okuduğumda iyiki daha fazla ertelememişim dedim. Çünkü diğer kitapları gibi bu kitapta betimlemeriyle, üslubuyla, az ve öz hikayesinin düşündürdükleriyle beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Yine birden fazla ruh halini yazarın mükemmel anlatımıyla bizde aynı anda yaşıyoruz. O karakterler yerine biz geçiyoruz sanki kitaba. Aşk, pişmanlık, keder, ayrılık hepsi birarada.
Amok koşuucuları gözleri bir şey görmeden yok etme arzusunu bürünür ve başkalarını öldürmenin yanı sıra kendi ölümlerine de aynı hızla koşarlar. Daha çok Endonezya Malezya gibi yerlerde görülsede hastalık, bende kitabı okuyan bir çok kişi gibi hepimizin de içinde amok koşucuları yattığını düşünmeden edemedim. Bizlerinde yok etmek istediklerimiz, hiçbir şeyi umursamadan her şeyden kurtulmak isteğine büründüğümüz zamanlar olmuyor mu ? Sanıyorum olmuyor diyen çok azdır.
Aynı zamanda hastalığa dışardan bakan ve hiçbir şey yapamayan insanların da ruh halini taşıyoruz.
Yani bence bir yanımız amok koşucusu, bir yanımız sadece olaylara bakan, elinden bir şey gelmeyen sessiz seyirciler... Son zamanlarda yaşadığımız vahşetleri düşünürsek bence bu düşüncemde haksız sayılmam. Her iki ruh halinden de kurtulup birçok şeyi değiştirebildiğimiz, çocukların hayvanların daha güvende yaşayabildiği güzel günlerin çabuk gelmesi dileğiyle... Herkese iyi okumalar .