141 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İncelememe bu kısma yer vermeden başlamak istemedim. BU KISMI ÖZELLİKLE OKUYUN ŞİDDETLE TAVSİYE EDİYORUM!
~~~
"Türkeli Zeybeklerine
Bu kitabı düşünerek, sizin için yazdım. Belâ gecelerinde,yaşım sızarak, yüreğim sızlayarak yazdım.
Ey Türk! Bu satırlarda mâzînin destanlarını, hâlinin hicran-
larını söylemek ve inlemek istedim. Bir keman gibi...
Bu kemanı ana vatanın sînesinden yonttum. Tellerini kalbi-nin damarlarından çıkardım. İstedim ki bu sazın âhengini yalnız sen duyasın. Bu acıklı iniltiler yalnız sana dokunsun.
Cihânın târihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi
vatanına sâhip olmağa hak kazanmamıştır. Bu vatan ya senin-
d okir, ya kimsenin!...
Dünyânın her tarafındaki taşsız mezarların, azametinin mâ-likâneleridir.
Göğsünde tutuşan gönül, gönül değil, cebhâne oldu. Bu uğurda parçalandıkça kînin ve feyzin çoğaldı.
Ey Zeybek! Bu kitabın yapraklarını hançerinle yırt! Ve han-çeri onun kalbinin üzerinde bırak! Bundan sonra silâhının siperi bir kitap olsun..."
~~~

Türkeli Zeybeklerine” başlığıyla yazdığı sunuşta belirttiği gibi, “Bu vatan ya senindir, ya kimsenin!” diyerek okura seslenen, onu vatana, örf, adet ve dinine sahip çıkmaya çağıran 16 hikayeden oluşuyor.

Biraz Dede Korkut hikayelerini anımsatan hikayeleri var ve bazılarında 1920'li dönemleri anlattığı görülüyor.

Milli Edebiyat ruhuyla kaleme alınmış olup , Serveti Fünun dönemi dili de yer yer kullanılmıştır. Dilde sadeleşme dönemi eserlerinden olduğu bellidir.

16 hikayeden en çok beğendiğim "Bayram" oldu. Gerçekten iç çektiğim bir bölümdü. Aşırı duygulandım... Hasret kaldığımız o bayramları anlattığı için sanırım.

Tarih severlere kesinlikle tavsiye edebileceğim harika bir kitap!
(O girişi okuduysanız beni anlayabilirsiniz.)

Umarım güzel bir inceleme sunabilmişimdir. Keyifli okumalar dilerim.