Adı:
Çağlayanlar
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
141
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370904
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Bu kitabı düşünerek, sizin için yazdım. Belâ gecelerinde, yaşım sızarak, yüreğim sızlayarak yazdım.

Ey Türk! Bu satırlarda mâzînin destanlarını, hâlinin hicranlarını söylemek ve inlemek istedim. Bir keman gibi...

Bu kemanı ana vatanın sînesinden yonttum. Tellerini kalbinin damarlarından çıkardım. İstedim ki bu sazın âhengini yalnız sen duyasın. Bu acıklı iniltiler yalnız sana dokunsun.

Cihânın târihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi vatanına sâhip olmağa hak kazanmamıştır. Bu vatan ya senindir, ya kimsenin!...

İnsan gibi yaşamağa, efendi gibi yaşamağa, ataların gibi yaşamağa azmet. Evlâdlarına temiz ve mâmur taştan bir ev, temiz ve mâmur, malûmatlı bir dimağ bırakmağa ahdeyle. Ve ahdini ayâlinin, evlâdının alınlarına kondurduğun sıcak öpücüklerle imzâ et!

Bu satırları yazarken masallarımı süslemedim. Senin ruhun gibi sâde olmasını istedim. Ötesinde, berisinde, eğer varsa, göreceğim özentiler sana beğendirmek, gururunu okşamak içindir. Gurur! O, her Türk'ün yaradılışındadır.



Ahmet Hikmet Müftüoğlu
İncelememe bu kısma yer vermeden başlamak istemedim. BU KISMI ÖZELLİKLE OKUYUN ŞİDDETLE TAVSİYE EDİYORUM!
~~~
"Türkeli Zeybeklerine
Bu kitabı düşünerek, sizin için yazdım. Belâ gecelerinde,yaşım sızarak, yüreğim sızlayarak yazdım.
Ey Türk! Bu satırlarda mâzînin destanlarını, hâlinin hicran-
larını söylemek ve inlemek istedim. Bir keman gibi...
Bu kemanı ana vatanın sînesinden yonttum. Tellerini kalbi-nin damarlarından çıkardım. İstedim ki bu sazın âhengini yalnız sen duyasın. Bu acıklı iniltiler yalnız sana dokunsun.
Cihânın târihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi
vatanına sâhip olmağa hak kazanmamıştır. Bu vatan ya senin-
d okir, ya kimsenin!...
Dünyânın her tarafındaki taşsız mezarların, azametinin mâ-likâneleridir.
Göğsünde tutuşan gönül, gönül değil, cebhâne oldu. Bu uğurda parçalandıkça kînin ve feyzin çoğaldı.
Ey Zeybek! Bu kitabın yapraklarını hançerinle yırt! Ve han-çeri onun kalbinin üzerinde bırak! Bundan sonra silâhının siperi bir kitap olsun..."
~~~

Türkeli Zeybeklerine” başlığıyla yazdığı sunuşta belirttiği gibi, “Bu vatan ya senindir, ya kimsenin!” diyerek okura seslenen, onu vatana, örf, adet ve dinine sahip çıkmaya çağıran 16 hikayeden oluşuyor.

Biraz Dede Korkut hikayelerini anımsatan hikayeleri var ve bazılarında 1920'li dönemleri anlattığı görülüyor.

Milli Edebiyat ruhuyla kaleme alınmış olup , Serveti Fünun dönemi dili de yer yer kullanılmıştır. Dilde sadeleşme dönemi eserlerinden olduğu bellidir.

16 hikayeden en çok beğendiğim "Bayram" oldu. Gerçekten iç çektiğim bir bölümdü. Aşırı duygulandım... Hasret kaldığımız o bayramları anlattığı için sanırım.

Tarih severlere kesinlikle tavsiye edebileceğim harika bir kitap!
(O girişi okuduysanız beni anlayabilirsiniz.)

Umarım güzel bir inceleme sunabilmişimdir. Keyifli okumalar dilerim.
Temel eserler arasında yer alan yazarlarımızın eserlerini okumamizda fayda olacağını düşünüyorum. Bu da o eserlerden biri.

Çağlayanlar bir hikaye kitabı olup, yazılış amacının açıklandığı "Türk İli Zeybeklerine" ile başlayıp Türk'ün Tanri'ya "Yakarış" ı ile son bulan toplamda 20 hikayeden oluşmaktadır. Dede Korkut hikayeleri tarzında yazılan "Alparslan masali", yazarın Avrupa seyahatlarindan elde ettiği izlenimlerini aktardığı "Turhan nasıl çıldırdı", karamsar bir bakış açısıyla sevgiliye bakış açısıni içeren "gözyaşı çeşmesi", "matem kuvveti" ve savaş yıllarında yaşanmış bir "bayram" olmak üzere farklı konuları içeren hikayelerden oluşur. Hikayelerin genel teması Türkçülük ve Osmancılik üzerinedir. Savaş yılları ve vatan sevgisi hikayelere şekil vermiştir.

Dikkatimi çeken iki nokta vardı birincisi yaklaşık olarak 1920 yıllarında işlenmiş konuların günümüzdeki hukumetlerin bunları siyasette kullanmaları ikincisi ise bir asır önce bir bayram günü için yazılan "bayram" hikayesinin yine bir asır sonra bendeniz tarafından bir bayram günü okunması farklı bir duygu oluşturdu.

Akıma kapılıp gitmeyecekseniz okuyun derim
Kitap aslında iki günde bitti ama yarışma kitabı olduğu için bir kez daha okuyup notlar aldım. Kitap kısa kısa öykülerden oluşuyor. Ben Servet-i Fünun edebiyatını kusurlu bir dönem olarak görsem de bu yazar o kadar da anlatıldığı ya da öğretildiği gibi değil biraz daha sade dili diğerlerine göre. Hoşuma gitti. Yarışma kitabı olmasaydı da okunabilecek bir kitapmış.
Keyifli okumalar. ( Bana dua edin de kazanıyım arkadaşlar.) :)))
Öğretmen olsam bütün öğrencilerime okuturdum bu kitabı hatta imkanım olsa hepsine hediye ederdim. İçinde öykülerde hem özeleştiriler hem de övgüler var, tarih sevenler için çok faydalı bilgilerde var. Okurken bazen hüzünlendim bazen de gururlandım. Yazarın önsözü bile bir manifesto niteliğinde. Bana kitap soran herkese öneriyorum...
"Bu kitabı sizi düşünerek,sizin için yazdım.Bela gecelerinde,yaşım sızarak,yüreğim sızlayarak yazdım.Bu satırları yazarken masallarımı süslemedim.Senin ruhun gibi sade olmasını istedim.Ötesinde,berisinde eğer varsa,göreceğin özentiler sana beğendirmek,gururunu okşamak içindir.Gurur!O,her Türk'ün yaratılışındadır.Biz birbirimizi bundan tanırız değil mi?"
Ahmet Hikmet Müftüoğlu
ŞİŞLİ,1922

A.Müftüoğlu Çağlayanlar'ı tamamen milli ve vatani duygularla yazmıştır.Konusu Türk tarihinden,Türk destanlarından ve şahit olduğu savaşlardan olan hikayeler Türk edebiyatındaki yerini almıştır.

Yazar bazı gerçekleri çivi gibi çakıyor insanın yüzüne.Hikayelerini aslında o çağın insanlarına değil de daha sonraki nesillere öğüt mahiyetinde kaleme almış.Günümüzün siyasi yapısını 1920'lerden resmini çekmiş ve kaleme dökmüş.Bunları da anekdotlarıyla bir bir hikayelendirmiştir.
Ahmet hikmet Müftüoğlu'nun Çağlayanlar kitabı çok güzel öykülerden oluşuyor.
Bu eser bir kesim tarafından Türk klasikleri arasında değerlendirilirken,diğer bir kesim tarafından klasik olarak kabul edilmemektedir.Şahsi fikrim bir klasik olduğu yönünde.Zira öyküler yazıldığı dönem itibariyle değerlendirildiğinde topluma verdiği mesajlar ve yazın kalitesi açısından çok başarılı.
Yazar Müftüoğlu yazarlık serüveninin başlarında Servet-i Finun edebiyat akımının etkisi altında kalmış.Daha sonra Milli Edebiyat akımının etkisiyle kalemini kullanmıştır.
Çağlayanlar'daki öyküleri okuduğunuzda duygu olarak Milli akımın etkisini çok net hissederken,kullandığı dilin Servet-Finun akımının etkisinden kurtulamamış olduğunu göreceksiniz.
Her halukarda o dönemin en önde gelen öykü kitaplarından biri olduğu kanaatindeyim.Okumanızı öneririm.
Kitap sizi aşağıdaki şu güzel cümlelerle karşılayacak;
"Bu kitabı sizi düşünerek sizin için yazdım.Bela gecelerinde,yaşım sızarak,yüreğim sızlayarak yazdım.
Ey Türk!Bu satırlarda mazinin destanlarını,halinin hicranlarını söylemek ve inlemek istedim.Bir keman gibi...
Bu kemanı ana vatanın sinesinden yonttum.Tellerini kalbinin damarlarından çıkardım,istedim ki bu sazın ahengini yalnız sen duyasın.Bu acıklı iniltiler yalnız sana dokunsun"
Keyifli okumalar.
Ahmet Hikmet Müftüoğlu´nun okuduğum ilk kitabı Çağlayanlar. Serveti Fünun Dönemi´nde eser vermiş Milli Edebiyat döneminde de devam etmiş Türkçü bir yazar. Kendisiyle yeni tanıştım ve gerçekten etkilendim.

Öncelikle kitap kısa kısa hikayelerden oluşuyor. Genelde halk çevresinde geçen acıklı olayları ele almış. Yazdığı hikayeler 1911-22 civarı yaşanan olaylar, milletin durumunu ele alıyor.
Yazılmış tarihi, tarih kitaplarından okuyoruz zaten ama bir de o dönemde yaşamış birinin gözünden, ilk elden halkın durumunu okumak -belki herkes için aynı durum söz konusu olmaz ama- beni çok etkiledi.
Müftüoğlu ayrıca, sonradan görme medeni Avrupa´nın asırlarca süren ve hâlâ sürmekte olan Türk korkusunun, İslam düşmanlığının sembolü olan birçok tablo, eser, heykel örneklerini sunmuş bize. Çoğunu araştırdım bazılarını bulabildim arada 'vay be!' dedim.
Merak edenlere tavsiye ederim.. Ve kitaptan sevdiğim bir cümle paylaşırım:

Vatan ne Türkiye´dir, Türklere ne Türkistan;
Vatan büyük ve müebbed bir ülkedir: Turan!
Türk Milliyetçiliğinin bilinmeyen yüzlerinden. Hem edebi hem de siyasi kariyeri olan bir isim. Zaten döneminde Galatasaray Lisesi içinde okuyup da ünlü olmayan kalmadı sanırım. Türk Toplum Yapısını konu edinen yazarımız nereden bilebilirdi ki kendinden sonra bir adam gelecek ve Türkleri tek bir merkezde toplayıp; vefatından sonra bile en çok sevilen insan olacaktı. Kim derdi ki ilk hikayesi “Alparslan” Masalı adını taşıyacaktı. Ellerine sağlık be Ahmet Hikmet! Ellerine Sağlık!
Kitabımızın konusu nedir? Bu güzel soruya şöyle cevap verelim. Aslında dönemin yazarların sıkça serzenişte bulunduğu “Bağımsızlık, Mücadele, Yurt, Millet Sevgisi ve tabii Türkçe” konuları. Mamafih görüyoruz ki yeni çıkan bir kitabın dahi popüler olduğu şu zamanda yıllanmış ve doğruları yazan; içeriği de halen devam ettiğini gördüğümüz bu durum devam etmekte. Buna rağmen aydınlanmak adına nadiren de olsa bu tarz eserleri okumamayı tercih ediyoruz. Bu kitap aydınlanmış gelecek güzel günler için hediyemiz olsun diyelim.
Henüz vaktimiz olduğunu görmekteyim. Belki bir kitap daha bitirecek vaktimiz olur. Esen kalın, kitaplarla kalın. Kendinize iyi bakın efendim..
Kısa kısa öykülerden oluşan kolayca okunabilir bir eser. Çoğu öykünün altında tarih yazıyordu bu yüzden yaşanmış olaylar mı pek anlayamadım. Yurtdışında okuyan o iki TÜRK öğrencinin yurduna, savaşa gelmesini anlatan, ülkesi için faydalı işler yapmaya çalışan insanları okudukça içimden VATAN SİZE MİNNETTAR dedim durdum.
Türklerin çocukluk çağı Hunlar'dan İslam'la müşerref olup en nadide meyveleri verdiği olgunluk çağı'na kadar olan dönem sanki kesik kesik gözümün önüne geldi. Yazar küçük hikayelerle kalplerde büyük tesirler bırakıyor. Şamil olduğumuz bütün hassasiyetimizi, değerlerimizi, ince kültür hazinemizi ve bunların bizi biz yapan yegane cihetlerini tedricen müşahede edeceğimiz güzel bir eser.
Ey Türk!Bu satırlarda mazinin destanlarını, hâlinin hicranlarını söylemek ve inlemek istedim.Bir Kenan gibi...
Bu kemanı ana vatanının sinesinden yonttum.Tellerini kalbimin damarlarından çıkardım.İstedim ki bu sazın âhengini yalnız sen duyasın.Bu acıklı iniltiler yalnız sana dokunsun... Etkileyici bir üslupla anlatılan Çağlayanlar halka milli ve vatani bir şuur kazandırmak amacıyla da kaleme alınmış muhakkak okunması gereken bir kitap ...
" -Evet, bu zavallı vatanın yarasını kanatan sizsiniz, sizin gibi onu beğenmeyenler, ona i'timad etmeyenler, dâima onun kusurunu gören onun sevgilileridir. "
Fakat bu kadar turan hayali kuran bir yazarın bu kadar yabancı kelime kullanmış olması tam bir hayal kırıklığıydı. Türk milletinin mimaride, dansta, edebiyatta hiç de geri kalmadığını anlatmak için Farsça, Arapça kelimeler kullanmak ne kadar etkili olabilir? Gerçek Türkçülük bunu mu gerektirir?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çağlayanlar
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
141
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370904
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Bu kitabı düşünerek, sizin için yazdım. Belâ gecelerinde, yaşım sızarak, yüreğim sızlayarak yazdım.

Ey Türk! Bu satırlarda mâzînin destanlarını, hâlinin hicranlarını söylemek ve inlemek istedim. Bir keman gibi...

Bu kemanı ana vatanın sînesinden yonttum. Tellerini kalbinin damarlarından çıkardım. İstedim ki bu sazın âhengini yalnız sen duyasın. Bu acıklı iniltiler yalnız sana dokunsun.

Cihânın târihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi vatanına sâhip olmağa hak kazanmamıştır. Bu vatan ya senindir, ya kimsenin!...

İnsan gibi yaşamağa, efendi gibi yaşamağa, ataların gibi yaşamağa azmet. Evlâdlarına temiz ve mâmur taştan bir ev, temiz ve mâmur, malûmatlı bir dimağ bırakmağa ahdeyle. Ve ahdini ayâlinin, evlâdının alınlarına kondurduğun sıcak öpücüklerle imzâ et!

Bu satırları yazarken masallarımı süslemedim. Senin ruhun gibi sâde olmasını istedim. Ötesinde, berisinde, eğer varsa, göreceğim özentiler sana beğendirmek, gururunu okşamak içindir. Gurur! O, her Türk'ün yaradılışındadır.



Ahmet Hikmet Müftüoğlu

Kitabı okuyanlar 293 okur

  • nazlı
  • Gül Öztürk
  • Merve ismailoglu
  • Melisaaadiyebiri
  • Tufan Başkaya
  • Sadık Kocak
  • ÇAYLAK OKUR C*
  • Dogan Özdag
  • Miray
  • Osman Okumuş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7
14-17 Yaş
%12.2
18-24 Yaş
%39.1
25-34 Yaş
%27
35-44 Yaş
%10.4
45-54 Yaş
%1.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60.3
Erkek
%39.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.8 (18)
9
%14.3 (13)
8
%18.7 (17)
7
%17.6 (16)
6
%15.4 (14)
5
%6.6 (6)
4
%4.4 (4)
3
%1.1 (1)
2
%2.2 (2)
1
%0