Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Çağlayanlar
Puan vermedi·156 syf.··
2021 4. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2021 11:14
Çağlayanlar belli bir dönemin bakış açısıyla asırlar öncesini hatırlatıp asırlar sonrasına mesajlar gönderen bir kitap. Asıl önemli ve kıymetli yönü ise “yazan” ile “yazılan” arasındaki güçlü bağlantı. Dönemi itibariyle bahsi geçen olaylara tanık olan, belki de bizzat yaşayan bir kişinin elinden çıkmış tecrübeyle harmanlanan arı fikirler taşıyan kıymetli bir eser... Bu yüzden hiçbir dayanağı olmayan kuru gürültü ve boş laflardan oluşan zaman kaybı sayılabilecek kitaplarla kesinlikle karıştırılmamalı. Anlatılan dönemlerin Osmanlı ve genel itibariyle de Türk tarihinin kırılma zamanlarına tesadüf ediyor olması yazılanların yalnızca zihinlerde şekillenen fikirlerden ibaret olmadığını, birtakım anılardan ibaret olma ihtimalinin son derece güçlü olduğunu, kısacası gerçekliğini artırıyor. Bu durum ise eseri daha etkileyici ve ilgi çekici kılıyor. Türklerin geçmişten bugüne tarih içerisindeki yerini yazıldığı dönemin şartlarıyla da harmanlayıp anlatan bir eser. Son derece bilgilendirici, son derece gerçekçi ve bu haliyle son derece düşündürücü. Mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyor herkese iyi okumalar diliyorum.
1000k
ÇağlayanlarAhmet Hikmet Müftüoğlu · Alkım Yayınları · 20062,340 okunma
Biraz sıkıcı
7/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2007 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2007 10:45
Yazar o dönemdeki yaşadıklarını veya hayallerini tanıklık ettiklerini kaleme almış. Çok fazla tasvir olduğu için okurken sıkıldım. Yine de kısa olduğu için hızlıca okunup bitiyor
Edebiyat
ÇağlayanlarAhmet Hikmet Müftüoğlu · Alkım Yayınları · 20062,340 okunma
9/10
·141 syf.··
2023 148. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2023 22:26
Twitter'da bir zamanlar şöyle tweetler vardı: Bir manzara resmi paylaşılır ve burası Finlandiya olsaydı beğenirdiniz ama burası Aydın... Gibi bazen sitemli bazen de espirili paylaşımlar olurdu. Ben de, Çağlayanlar yazarı bir Hans ya da bir İvan olsaydı beğenirdiniz ama o Ahmet Hikmet:) İşin şakası bir yana böyle bir yazarı geç tanıdığım için kendime kızamıyorum. Kızmam gereken o kadar fazla kişi var ki bana sıra gelmez. Edebi dili, toplumsal olayları, tatihi ve milli değerleri Namık Kemal gibi vatan şairi kalitesinde muhteşem bir kalem. Daha önce Reşat Nuri Güntekin, Refik Halit Karay, Peyami Safa için söylediklerimi tekrar etmemek adına kısa kesiyorum. Sadece şunu ifade edeyim. Zekanızın ve kültürünüzün "daha fazla" gelişmesi için kendi dilinizde yazılan eserlere hakim olmalısınız... Okunup okutulması ve tanınması dileğiyle:)
ÇağlayanlarAhmet Hikmet Müftüoğlu · Ötüken Neşriyat · 20172,340 okunma
Bu vatan ya senindir ya kimsenin!...
Puan vermedi·167 syf.··
Beğendi
·
2022 134. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2022 14:46
Türkçülük idealini ; fikir ve yazılarıyla bayraklaştıran ender yazarlarımızdan Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun Türk tarih ve destanlarından yararlanarak kaleme aldığı  Çağlayanlar kitap incelemesi ile sizlerleyim.. Çağlayanlar özellikle 1908'den sonra Osmanlı Devleti'nde öne çıkan fikir hareketlerinden Türkçülük akımının, milli kültür ve heyecanıyla dopdolu zengin içerikli muhteşem bir eser... Çağlayanlar, "Türk 'ün Zeybeklerine" başlığını taşıyan bir önsöz, "Yakarış" adını taşıyan bir sonuç bölümü ve on altı hikayeden oluşmuştur. Kitabın ön sözünde Türk gençliğine seslenilerek Türkçülük fikri öne çıkarılmış, hikayelerde de tarih bilinci aşılanmaya çalışılırken Türklerin her alanda kabiliyetli ve başarılı bir millet olduğu vurgulanmıştır. Çağlayanlar, bana göre baştan sona Türkçülük adına büyük bir sorumluluk ve samimiyet taşıyan, bu bakımdan günümüzde de değerini kaybetmemiş önemli eserler arasında yer almaktadır. Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun kaleme aldığı Çağlayanlar adlı eseri hakkındaki sözleriyle incelemenizi noktalayalım. "Ben isterim ki bu eseri analar, babalar evlatlarına ;öğretmenler öğrencilerine okuyup açıklasınlar ve yazarın nağmeleriyle şakısınlar." Keyifli okumalar dilerim..
Edebiyat
ÇağlayanlarAhmet Hikmet Müftüoğlu · Kurgan Edebiyat · 20132,340 okunma
9/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2026 09:22
Eserin yazarı Müftüoğlu Ahmed Hikmet (1870-1927), İstanbul'da doğmuş ve ve yine İstanbul'da vefat etmiş milliyetçi bir yazar. Soy ismi, Mora'da müftülük yapan dedesi Abdülhalim Efendiden geliyor. Abdülhalim efendi, isyancı Rumlar tarafından sakalına ve üzerine gaz dökülerek yakılıp şehit edilmiştir. Ayrıca Ahmed Hikmet'in ninesi ve halası da yine Rumlar tarafından birer gözleri oyularak işkence görmüştür. Bu hadiseleri düşündüğümüzde Ahmed Hikmet'in milliyetçilik fikrinin nasıl oluştuğunu anlayabiliriz. Ahmed Hikmet, hariciye de diplomat olarak da çalışmış olduğu gibi aynı zamanda farklı senelerde Galatasaray lisesi ve İstanbul Üniversitesinde öğretmenlik de yapmıştır. Öne çıkan edebî eserleri Gönül Hanım isimli romanı ve kısa hikayelerden oluşan Çağlayanlar isimli okumuş olduğum eserdir. Çağlayanlar, milliyetçi ve muhafazakar bir lisân ile yazılmış kıymetli hikâyeler içeriyor. Tasvir-i Efkâr gazetesinde yayımlanan bu hikâyelerin kitap olarak ilk defa 1922 yılında baskısı yapılıyor. Okumuş olduğum Milli Eğitim Yayınları 1971 baskısında bu hikayelere ilave olarak 1922-1926 seneleri arasında yazılmış olan birkaç tane hikâyesi de yer almaktadır. Çağlayanlar'da yer alan hikâyeler yukarıda da bahsettiğim gibi ağırlıklı olarak milliyetçi mevzular içeriyor. Ayrıca dil olarak da oldukça güzel bir eser. Kullanılan kelimeler ve edebi dil gerçekten muazzam. Okurken bir Abdülhak Şinasi Hisar lezzeti aldığımı söyleyebilirim. Bu az bilinen kıymetli eseri mutlaka tavsiye ediyorum. Herkese faydalı okumalar dilerim.
ÇağlayanlarAhmet Hikmet Müftüoğlu · MEB Basımevi · 19712,340 okunma
8/10
·200 syf.··
2026 50. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 05:00
Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun Çağlayanlar’ını elime alıp sayfalarını çevirmeye başladığımda, aslında sadece bir hikaye kitabı değil, koskoca bir imparatorluğun çöküş acısıyla kıvranırken kendi küllerinden doğmaya çalışan bir milletin çığlığını okuduğumu anladım. Yazarın bu satırları karaladığı dönem, dört bir yanda toprakların kaybedildiği, cephelerden durmaksızın kara haberlerin geldiği ve insanların "Biz kimiz, nereye gidiyoruz?" sorusunun ağırlığı altında ezildiği o kapkaranlık İkinci Meşrutiyet yılları. İşte tam bu umutsuzluk girdabında Ahmet Hikmet, köşesine çekilip bireysel aşk acıları ya da soyut bunalımlar anlatmak yerine, eline adeta edebi bir meşale alıp toplumun önüne düşüyor. Kitap boyunca hissettiğim en baskın duygu, yazarın Türk milletine kendi özünü, Orta Asya’dan süzülüp gelen o kadim ve asil kimliğini hatırlatma konusundaki o muazzam, sarsılmaz inancı oldu. Eserdeki her bir hikaye, birbirinden bağımsız olayları anlatsa da aslında görünmez bir ruh bağıyla birbirine kenetleniyor; sanki hepsi aynı nehrin, yani Türk tarihinin farklı kollarından coşkuyla akan birer çağlayan gibi önümüze dökülüyor.Beni bu kitapta en çok etkileyen ve üzerine uzun uzun düşündüren şey, yazarın mitolojiyi ve tarihi kuru birer bilgi yığını olarak değil, adeta damarlarımızda akan kanı canlandıracak birer şok dalgası gibi kullanması oldu. Alparslan’ı, Altın Ordu’yu ya da bozkırın o uçsuz bucaksız destansı havasını okurken, yazarın amacının sadece geçmişi övmek olmadığını, asıl niyetinin o geçmişteki erdemleri alıp bugünün çöken, ümitsizliğe kapılan insanına birer ahlak pusulası yapmak olduğunu çok net görebiliyorsunuz. Hikayelerde bireysel hırslar, küçük çıkarlar ya da bencillikler asla yer bulamıyor; her karakter, vatanı ve milleti söz konusu olduğunda gözünü kırpmadan kendi
Öykü
ÇağlayanlarAhmet Hikmet Müftüoğlu · Kapra Yayıncılık · 02,340 okunma
8/10
·141 syf.··
2018 35. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2018 20:46
"Bu kitabı sizi düşünerek,sizin için yazdım.Bela gecelerinde,yaşım sızarak,yüreğim sızlayarak yazdım.Bu satırları yazarken masallarımı süslemedim.Senin ruhun gibi sade olmasını istedim.Ötesinde,berisinde eğer varsa,göreceğin özentiler sana beğendirmek,gururunu okşamak içindir.Gurur!O,her Türk'ün yaratılışındadır.Biz birbirimizi bundan tanırız değil mi?" Ahmet Hikmet Müftüoğlu ŞİŞLİ,1922 A.Müftüoğlu Çağlayanlar'ı tamamen milli ve vatani duygularla yazmıştır.Konusu Türk tarihinden,Türk destanlarından ve şahit olduğu savaşlardan olan hikayeler Türk edebiyatındaki yerini almıştır. Yazar bazı gerçekleri çivi gibi çakıyor insanın yüzüne.Hikayelerini aslında o çağın insanlarına değil de daha sonraki nesillere öğüt mahiyetinde kaleme almış.Günümüzün siyasi yapısını 1920'lerden resmini çekmiş ve kaleme dökmüş.Bunları da anekdotlarıyla bir bir hikayelendirmiştir.
Edebiyat
ÇağlayanlarAhmet Hikmet Müftüoğlu · Ötüken Neşriyat · 20172,340 okunma
Okuyun, Okutun!..
9/10
·174 syf.··
2020 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2020 10:21
Servet-i Fünûn döneminin kurucularından olan A. Hikmet Müftüoğlu, Meşrutiyet'ten sonra asıl kimliğini Türkçülük ülküsünü benimseyerek kazanmıştır. 1908'den sonra sosyal konulara yönelen ve toplumsal faydayı esas alan A. H. Müftüoğlu, milli edebiyatın oluşmasında önemli bir görev üstlenmiştir. Eserlerindeki amacı: "Batı medeniyetini içerisinde yaşayarak tanıyan ve medeniyetler arasındaki pek çok farklı gözlemleyen Ahmet Hikmet, Batı medeniyetine ait olma arzusu ile yapılmış olan her türlü taklit ve kültürel yozlaşmaya karşı çıkarak kaleme almış olduğu eserlerinde Garp - Şark medeniyetleri arasında kalan bireylerin kimlik sorunlarını, kültürel buhranlarını eleştirel bir tavırla okuyucuya göstermek ister. *Eserlerin asıl amacı milli değerlerinden habersiz şekilde başka bir medeniyete ait olma sevdasında olan kişilerin bilinçsizliklerini göstererek topluma örnek olmadır. " ( Meral Erez, Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun Eserlerinde Batı, syf. 3) A. Hikmet Müftüoğlu, Çağlayanlar'da 1911 ve 1922 tarihleri arasında kaleme almış olduğu (Yakarış ve Altın Ordu hikayelerinin tarihi verilmemiş) 18 hikayede; vatan - millet sevgisi, yozlaşan değerlerimiz, kültürel - milli değerlere sahip çıkma, dil - din sevgisi, savaş atmosferi gibi konuları ele alarak Türkçülük anlayışıyla döneminin ruhunu; kâh insanlığa isyan ederek, kâh öfkelenerek bazen de Tanrı'ya yakararak coşkulu ve anlaşılır bir dil ile hitabet sanatından da faydalanarak yansıtmış. Kitabın son kısmında yer alan ' Yakarış' başlık yazısı ise Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun kaleme almış olduğu ' mensur şiir' örneğidir. " Orta Asya kaynaklarından beslenerek kaleme alır. Eserde, Türk milletine yardım etmesi için Tanrı’ya yalvarışta bulunulur. Eserin isminin 'yakarış' olması da bu yardım isteme ve yalvarışın bir göstergesidir." (Meral
Edebiyat
ÇağlayanlarAhmet Hikmet Müftüoğlu · Kardelen Yayınları · 20132,340 okunma
Servet-i Fünun.
Puan vermedi·%57 (64/111 syf.)·
Servet-i Fünun yazarlarından olan Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun sadeleştirilmiş,içinde 16 adet hikaye bulunan kitabıdır.Kitabın ismi Çağlayanlar olunca kendi çevremden bişiler bulurum sandım,yanıldım :) iş ve arkadaş çevremi anlatacak hali yok Kurtuluş dönemi yazarının tamam ama bu ne propagandadır be kardeşim.Tamam Vatanseveriz,safkan Türk olmasak bile ''Ne mutlu Türk'üm diyene'' sözünü benimsemişiz eyvallah ama bu ne faşizmdir be abicim.Her hikasinde ağır ve bazen saçma övgülerle vurguladığı Türklük,bi zamandan sonra bunalttı.Saf bir Yunanın eline ver bu kitabı,okusun,babasını keser ben Türk'üm diye.Övünmenin de bir şirazesi olur.Abartılı ve sıkıcı.Kötü seçimlerimden dolayı şuan kendimi çok pis yargılıyorum.Türk töresi kurşuna dizilmemi emreder!
Edebiyat
ÇağlayanlarAhmet Hikmet Müftüoğlu · Bilge Kültür Sanat · 20122,340 okunma
8/10
·176 syf.··
2021 74. kitabı
Bu akşam sizlere edebiyatçı bir arkadaşımın "Bir insanın ömründe üç kez okumalı (ortaokul çağında, lise çağında ve yetişkinlikte)" dediği, benim ise en ilk kez okuduğum ve 'Neden daha önce okumamışım' dediğim bir kitabın paylaşımı ile geldim. Servet-i Fünun yazarlarından olan Müftüoğlu daha sonra Türkçülük ve Yeni Lisan akımlarını benimsemiştir. Yazar "Bu kitabı sizi düşünerek sizin için yazdım. Bela gecelerinde, yaşım sızarak, yüreğim sızlayarak yazdım. Ey Türk! Bu satırlarda geçmişin destanlarını, şimdinin ayrılık acılarını söylemek ve inlemek istedim. Bir keman gibi..." cümleleri ile başlıyor kitabına. İlk kez 1922 yılında yayınlanmış olan bu kitabında Türk tarihinin çeşitli dönemlerini, bu dönemdeki acı olayları işlemiştir. Kitapta yer alan hikayelerinde; vatan - millet sevgisi, yozlaşan değerlerimiz, kültürel - milli değerlere sahip çıkma, dil - din sevgisi, savaş atmosferi gibi konuları ele alarak Türkçülük anlayışıyla döneminin ruhunu; kâh insanlığa isyan ederek, kâh öfkelenerek bazen de Tanrı'ya yakararak coşkulu ve anlaşılır bir dil ile hitabet sanatından da faydalanarak yansıtmış. Kitapta yer alan yazıları: Türkeli Zeybeklerine Alpaslan Masalı Yarayı Kanatan Padişahım Alınız Menekşelerimi, Veriniz Gülümü Altın Ordu Üzümcü Sümbül Kokusu Turhan Nasıl Çıldırdı? Ayşe Kız' la Vato Yatağan Rahat Döşeği Maviş Bahar Bayram Gözyaşı Çeşmesi Matemin Kuvveti İnci Yakarış Yazıldığı dönem gözönünde bulundurulduğunda milleti ayakta tutacak ve devlet bağı ile bağlayacak olan yegâne değerler olan millet ve dini duyguları çok yoğun şekilde yaşatan yazıları okumak beni hem duygulandırdı, hem de heyecanlandırdı.
Edebiyat
ÇağlayanlarAhmet Hikmet Müftüoğlu · İskele Yayıncılık · 20102,340 okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Hikmet MüftüoğluYazar · 5 kitap
Ahmet Hikmet Müftüoğlu Yazar ve diplomat. 1870 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Müftüoğlu Sezai Beydir. Dedesi Yunanlılar tarafından şehid edilen Mora Müftüsü Abdülhalim Efendidir. Dedesinin müftü olması sebebiyle "Müftüoğlu" adını almıştır. Ahmed Hikmet, sık sık hastalanması sebebiyle okula muntazaman devam edememesine rağmen, Dökmecilerdeki Taş Mektebi ile Mahmudiye Vakıf ve Soğukçeşme Askeri Rüşdiyesini bitirerek Galatasaray Mekteb-i Sultanisine girdi. Dördüncü sınıftayken ilk eserinin basılışı edebiyata ilgisini artırdı. 1888'de Galatasaray'ı bitirdi ve Hariciye Nezareti Umur-ı Şehbenderi Kalemine memur tayin edildi ve vazifesi dışında Fransızcadan roman tercümeleri yaptı. Marsilya, Pire ve 1890 yılında da Kafkasya'ya gönderildi. Sefaretlerde çalışan yazar, 1896'da İstanbul'a dönerek Umur-ı Şehbenderi Kalemi Ser-halifeliğine getirildi. Meşrutiyete kadar Hariciye Nezareti merkezinde çalıştı. Bir yıla yakın Nafia Nezaretinde, Ticaret Müdiriyet-i Umumiyesinde vazife aldı. Tekrar Hariciye Nezaretine dönerek 1912'de Peşte Başşehbenderi oldu. Bu tarihe kadar geçen zaman içinde Ahmed Hikmet, 1908 yılında Türk Derneğinin ve 1911 yılında da Türk Yurdu'nun kurucu üyesi olarak hizmet verdi. 1918'de İstanbul'a dönen yazar, 1924 yılında Halife Abdülmecid Efendinin Ser-karinliğine, iki yıl sonra da Hariciye Vekaleti Müsteşarlığına getirildi. Anadolu-Bağdat Demiryolları İdare Meclisi Azalığı ve Elektrik Şirketi İdare Meclisi Azalığı görevlerini de üstlendi. Ahmed Hikmet 19 Mayıs 1927 günü karaciğer kanserinden öldü. Ahmed Hikmet'in edebiyat merakı daha lise yıllarında başlamıştı. Bu alandaki merakının, aileden gelen bir haslet olduğunu ifade eder. İlk olarak Asır Kütüphanesi neşriyatı arasında çıkan Leyla Yahut Bir Mecnunun İntikamı yayınlandı. Daha sonra Fransızcadan Tuvalet ve Letafet ve Bir Riyazinin Muaşakası adlarında iki eser tercüme ettiyse de, doğu ile batı kültürünün çok farklı olduğunu görerek bir daha eser tercüme etmedi. Servet-i Fünun devrinde, İkdam ve Servet-i Fünun dergilerinde yazdığı hikaye ve nesirlerini 1901 yılında Haristan ve Gülistan adlı eserlerde topladı. Bu iki eserinde Ahmed Hikmet Müftüoğlu, daha iyi tesir yapmak, gönülleri heyecanlandırmak için mübalağalı bir üslub kullandığını, ağır ve anlaşılması güç Servet-i Fünun dilini işlediğini ve hayal mahsulü konular anlattığını bizzat kendisi söyler. Kendisinin de ifade ettiği sebeplerden dolayı bu iki eseri fazla itibar kazanamamıştır. İkinci Meşrutiyetten sonra, zamanın modasına uyarak o da Turancılık edebiyatı akımına uymuştur. Bu akıma bağlı olarak yazdığı yazıların büyük kısmını Çağlayanlar (1922) adlı eserinde toplamıştır. Bu eserinde yazar arı Türkçeciliğe yönelmiş, fakat bu defa da kelime uydurma ve Servet-i Fünundan kalma hayalcilikten kendini kurtaramamıştır. Gönül Hanım adlı romanı Tasvir-i Efkar Gazetesinde tefrika edilmiş ve 1970'de kitap olarak bastırılmıştır. Ahmed Hikmet, yazılarında daha ziyade kelime bulmaya ve üsluba dikkat ettiği için, konulara dikkat etmemiş ve bu yüzden zamanındakilerin ayarında bir edebiyatçı olamamıştır. Eserleri: Patates (ilmî, 1890) Leyla yahud Bir Mecnunun İntikamı (hikaye, 1891) Tuvalet yahud Letafet-i Aza (tercüme ve ilaveler, 1892) Bir Riyazinin Muaşakası yahud Kamil (tercüme, roman, 1892), Haristan ve Gülistan (hikaye, 1901), Gönül Hanım (roman tefrikası, 1920), Çağlayanlar (hikaye, 1922). Bir Tesadüf Kadın Ruhu Beliren Simalar Salon Köşeleri Bir safha-i kalb Silinmiş Çehreler