Bir tırmık yarası, tüylerimizi diken diken eder. Çirkin bir sözden inciniriz. Ufacık bir öfke, kanımızı kızıştırır ve bu hal, yeniden öfkeleninceye dek sürer... Tatmin edilmemiş bir arzu alnımızdaki endişe çizgilerini derinleştirir. Hepsinden kötüsü de, bin yıl refah içinde yaşayacak kadar para biriktirme isteği kabusudur.
Neden çocukluk, hayatın sonuna dek sürüp gitmez? Neden insan birdenbire her hususta kaygı duyar, küçük hesaplar yapar ve özellikle de mantıklı oluverir? Temkinli olmanın kime ne faydası var ki? Uğrunda kendimizi harcadığımız şu cimrilik karşılığında ne geçer elimize?
Gözlerim, her yanı kaplayan ışığa, baş döndüren gökyüzüne ve uçsuz bucaksız Akdeniz'e doysun diye yaşamak için gerekli pek çok şeyden yoksun bırakıyordum kendimi