Fantastik bir gerilimle buluştuğumuz 'Kaderler Tableti' nde yazar bu defa okuru bin beş yüz yıllık geriye Ergenekon topraklarına götürüyor. Bir Göktürk çadırında kitabın başkarakteri ile Göktürk lideri Bumin Han ve kız kardeşi güzeller güzeli Prenses Aybarçın ile tanışıyorsunuz.
Karakterimiz Engin'in buraya nasıl geldiğini merak eden okurlar için isterseniz başa dönelim. Kendisini 'Ataerkil' kitabı ile tanıdığımız Engin bu defa serinin üçüncü kitabı ' Kaderler Tableti' (Atakurt) ile okurla buluşuyor. Daha çok fantastizim ve kurgunun ağır bastığı kitap, okura gerilim yüklü satırlarda Sibirya'dan Baykal Gölü'ne ,Türklerin ilk anayurdu Irkut kentine yani Rusya'ya, Rusya'dan 1500 yıllık yolculukla Ergenekon topraklarına ve tekrar günümüze dönüş yaparak bu defa da Moğolistan'a yolculuk yaptırıyor.Kitapta ara ara Kurt Tanrı Börteçene ve Yeryüzü Tanrısı Enki'nin müdahaleleri ve Engin'le olan diyalogları tanrıların bir çesit savaşı olarak kitapta yerini alıyor.
Bütün bu yaşanacak olayların tek sebebi sadece Kaderler Tabletine ait kilidinin son parçasını bulmak için değil elbet. Yüzyıl öncesi kendini sevdiği adam için Urimki Cinlerine feda eden bir Göktürk Prensesi ve ardında Engin için bıraktığı emanetlerinde etkisi oluyor.
Başkarakter Engin Kaderler Tableti'nin son kilit parçasını aramak için Sibirya'ya gelir. Fakat kendisini Baykal Gölü'nde bir iskelede bağlı şekilde fırtına ve dalgaların içinde ölümle mücadele ederken bulur. Göl sularına gömülen Engin gözünü açtığında artık Sibirya'da değil Ergenekon topraklarındadır, üstelik bin beş yüz yıl öncesine gitmiştir. Haç şeklinde zigguratların tepesine yerleştirilen Kaderler Tableti boyutlar arası yolculukta kapıları açmaktadır. Karekterimiz Engin oluşacak tehlikelere karşı kilidin kayıp parçası 'Ya-da Taşı'nı' bulmak için
Kendisiyle bu kitap ile tanıştığım ve bir çok saygı değer sanatçı gibi daha sonradan hak ettiği değeri görecek yazarın en önemli kitabıdır.
Sizi üstün ırk temasına sokmadan Türk mitolojisinin de değerli bir konu olduğunu öğreten ve bunu güzel bir kurguyla serüvene sürükleyen bir yapıt.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve son olmayacağını şimdiden söyleyebilirim. Çok akıcı ve etkileyici bir eserdi. Okurken anlatılanların öncesinin olduğunu anladım ve kısa bir araştırmadan ve kitapta yapılan diğer kitaplara atıflardan sonra serinin 3. kitabı olduğunu gördüm. Ancak şunu da çok rahatlıkla söyleyebilirim ki ilk iki kitabı okumamış olmak bu eserde ki akışı ve konu bütünlüğünü hiç etkilemedi. Yazarın şu an elimde bir kitabı daha var ve hiç vakit kaybetmeden hemen okumaya başlıyorum.
Nasıl başlasam bilemiyorum. Bir solukta okunabilecek bir kitap hatta tekrar tekrar okunabilecek türden. Kitabı okurken hep bir şeye takıldım Engin ve Enki nin geçmişi! Bir geçmişleri var gibi duruyordu daha en başından kitabın ama ben bunu bilmiyordum; bunun iki açıklaması olabilirdi birincisi bu bir serinin devamıydı ve ben sondan başlamıştım (bu en kötü olan senaryoydu), ikincisi olaylar sanki ilk kitap yok da, daha önce yaşanmış gibi aktarılıyor diye düşünüyordum ki Kaderler Tableti' nin sonlarına yakın bir sayfa altı bilgi notunda "Ata Mezarlığı adlı 2. kitapta" yazısıyla üzüldüm. Bu saatten sonra diğer kitap/kitapları okuyamayacaktım. Neyse ki bu harika eseri okumuş olmak bile güzel. İçerisinde tarihten,psikolojiye,parapsikolojiye,fiziğe,bardo tödole,muazzam çevre tasvirlerine,tanrılara,şeytana,Birin kuramına,dinler tarihine v.b daha ilgi duyduğum burada yazmadığım bir çok şeye varıncaya kadar bulunuyor.
Yaşadım Engin Orta Asya'dayken Bumin Kağan'la o kütüklere oturduklarında bende oradaydım birlikte kımız içerlerken o ana bir an olsun o hayale bende ortak oldum çok güzeldi.
Bardo Tödol yazmaları o alıntılar çok güzeldi.
Ergenekon da Göktürkler'de kadının konumu çok güzeldi.
Aybarçın hikayesi çok güzeldi.
Neredeyse her şey çok güzeldi ama bir iki konu var ki değinmeden edemeyeceğim;
1. Enki ve Börteçene müdahaleleri çok sığ olmuş özellikle gücü bu kadar çok isteyen Enki çok az şey yapmış hele hele sonlarda neredeyse sıfır etki.
2. Yine sonda egemenlikleri biten tanrılar bu kadar sessiz mi terk etmişler dünyayı yada terk etmişler mi? Buralar çok belirsiz.
3.Ali Urimki çölünde Urum kilerin mağarasına çok hisli bakmıştı altında bir şey çıkar diye düşündüm ama...
Yinede Boğayı Öldür kitabıyla tanıdığım yazarın bu kitabı beni hüsrana uğratmadı çok güzeldi.
#okudumbitti
#kitaptanıtım
#MehmetMollaosmanoğlu
Kaderler Tableti
Mehmet Mollaosmanoğlu
GALATA YAYINLARI
Sayfa Sayısı: 448
Gerçekler evrenin hafızasındadır, insanın hafızasındakiler kendi yarattıklarıdır…
Türk mitolojisiyle ilgili bilgi de alabileceğiniz ilginç bir macera. 500 yıl süren yolculuktan etkileneceksiniz. Yazarın dilini çok beğendim. Karakterler çok başarılı. Tüm kitap boyunca "Filmi de olsa ne güzel olurdu." düşüncesinden sıyrılamadım. Zaman kavramınızı yitirecek, sayfaların arasında kaybolup gideceksiniz.
facebook.com/groups/20736322...SihirliFlutukitap.com/u/SihirliFlutzebramo.com/users/323273809
Aslında kitabı satın alırken ne yazarı tanıyordum, ne kitapla ilgili en ufak bir fikrim ve merakım vardı...
Film tadında sürükleyici, heyecanlı ve fantastik bir kitap. Okurken bunlar gerçekten yaşansa neler olurdu diye de düşündürdü beni. Bir çırpıda okuyup bitirdim diyebilirim.
Ve yineliyorum, keşke filmi çekilse, hatta çekilmeli bence.
Uzun zaman sonra okuduğum için mutlu olduğum bir kitabım oldu.
Yıllar önce okuduğum bir kitabı,yeni baskısı ile tekrar okumak; eskiden tanıdığın bir dost ile yeniden bir araya gelmek gibiydi benim için... Kaderler Tableti - Atakurt #ataserisi nin final kitabı ki bana kalsa 4 ve 5 hatta 6 olarak seriye devam edebilirmiş Mehmet Mollaosmanoğlu Her zaman ki gibi ucu açık, kafa da soru işaretleri bırakan bir final ile kitabı bitirmiş...Her kitap finalin de Stephen King kalemi ve finalleri geliyor aklıma...İkisi de o kadar usta ki bu konu da,okuyucuyu düşüncelere sürükleyen finaller yapıyorlar...Kalemi ile kesinlikle tanışmalısınız, zira ben tüm kitaplarını okudum,hatta bazılarını 2 kere okumus olabilirim
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim.
.
.
Baykal Gölü'nden başlayıp Moğolistan topraklarında devam eden Türk Mimar Engin Hakkızade'nin bin beş yüz yıllık yolculuğu...
Burada, bin beş yüz yıl öncenin entrikaları, kavgaları ve savaş taktikleri değişmiş olabilir... Köyleri, obaları, kadınları ve erkekleri de...
Ancak bin beş yüz yıl öncesinin aşkı sürüyor hâlâ... Ay yüzlü Aybarçın, bedeninden sıyrılıp sevginin saf ışığı haline gelmiş olsa da, bir mağarada sevdiğini bekliyor.
.
.
Bin beş yüz yıl geçmiş ama bekliyor.
Engin Hakkızade'nin kendisini bulmasını bekliyor.
Göktürk Prensesi Aybarçın ki o, hasretini gömmüş o mağaraya, sevgisini ve hatıralarını... Bir de sevdiği için hayatını tehlikeye attığı Kutsal Taş'ı...
Kutsal Taş ki o, sevgiyle sarmalanmış saklanmış o mağarada. Titicaca Gölü'nün derinliklerinde kendisini bekleyen Kaderler Tableti'ne kavuşacağı günü bekliyor.
Ya Engin ile Aybarçın? Onların imkansız birliktelikleri için kocaman kainat küçücük bir oyun oynayabilir.
.
.
Altı çizilecek çok cümle vardı yazarın dilini çok sevdim sade ve akıcıydı kesinlikle tavsiye ediyorum
Sağlam bir kurguya sahip farklı motiflerin harmanladığı güzel bir roman.Kitap akıcı ve sürükleyici bir anlatıma sahip okuyucuyu saniyeler içinde çöllere de götürüyor ziguratlarada.
~~
ᴋᴀᴅᴇʀʟᴇʀ ᴛᴀʙʟᴇᴛɪ -ᴀᴛᴀᴋᴜʀᴛ
~~~
#alıntı
“Kan akmasın istedik ama akacak Kutluk Ağa, akacak...
Çare yok . Bozkır alışık nasılsa , bir kere daha kızıla boyanacak, kelleler yığılacak ve Bumin Han , Kağan olacak. Başka yolu yok !
••
Kaderler Tableti !!
Kümesin elektronik kilitlidir o , çiftçi ve diğer çiftçi çalışanları kümese o kilidi açarak girerler , çıkarken de kapatırlar .
Kümes ne diye soracak mısın ?
Sormayacaktı ;...
Tanrılar çiftçiydi , kümes ise Dünya gezegeni . Ama kilit dediğin şey Titicaca’nın dibinde şu an ...
~~
Merhaba Arkadaşlar ;
Harıka bir bilim Kurgu romanıyla geldim size.
Tarihin Binbeşyüz yıl gerisine; Orta Asya topraklarına gitmeye hazır mısınız ??
The Kitap Yayınları ’nı okuyucuları ile buluşturduğu ; benım de ılk kez bu tarz ile tanışmama vesıle olan ve okudukça hayranlık duyduğum bır eseri @mehmetmollaosmanoglu kalemınden okudum .
Sürükleyici bir eser olduğu aşikar , haydi gelin yorumda buluşalım
#kitapyorumu
Frida ; Bolivya’nın ücra köşesinde sadece ailesi ve inançlarıyla yaşamaya başlayan , modern hayatın içinde yaşasa da çağdaş gıyım kuşamıyla ilgı görebılecek bir kadın olmak yerıne kendını herşeye kapatan bir kadın .
Engin ; Mezopotamya mimarisi adı altında geliştirdiği teknikle benzersiz eserlere imza atan , ünü Türkiye sınırları dışına taşmış Antalyalı bir mimar.
Engin’in Tarihe olan ilgisi ve yaşadığı bazı paranormal onaylar onu sıradışı mimari yapıtlar ortaya koyar hale getırmıstır . Frida ile de tanışması ; Bolivya’daki antik Tiwanaku kasabasında en eski ve en büyük zigıratların bir tanesının gizlendiğini öğrenmesiyle gerçekleşmiştir...
Şimdi de Kaderler Tableti için bıraraya geldiler...
Peki ;
Dünyanın kaderini belirleyecek olan bu gizem çözülebılecek midir ?
~~
Orta Asya topraklarına dönen ; aklının almadığı ancak bir anda o anın
Alanyada doğdu. İlk ve ortaöğretimini de aynı şehirde tamamladı. 1983 yılında Akdeniz Üniversitesi Isparta Mühendislik Fakültesini (Şimdi SDÜ) bitirdi. Ardından bir süre İstanbul Belediyesinde kontrol mühendisi olarak çalıştı. Askerlikten sonra Alanyaya dönerek kendi işyerini kurdu. Antalya bölgesinde mimarlık ve mühendislik dallarında pek çok esere imza atmış olan Mollaosmanoglu 2000 yılında roman yazmaya başladı. İlk eseri olan Ataerkili 2007 de yayımladı. Tanınırlığı ikinci romanı Ata Mezarlığı ile arttı. Şimdi mesleği olan İnşaat Mühendisliği ile yazarlığı beraber yürütüyor. Ressam Seher Mollaosmanoğlu ile evli yazarın Servet ve Ateş adında iki oğlu var.