Stephen King'ın Uyuyan Güzeller kitabında Kefaret isimli kitabından bahsediliyor. Bazı karakterlerin kitap hakkındaki düşüncelerini okurken bu benim ilgimi çekmiş, alıp okumaya karar vermiştim. Baktım baskısı yok ve bu kitabı arayan birçok kişinin olduğunu gördüm. Kefaret, Booker ödüllü İngiliz yazarın en önemli eseri olarak kabul edilmiş ve BBC Culture’ın yaptırdığı ankete göre 21.yy’ın en iyi 20 romanı arasında yer almış. Bu sefer merakım daha çok arttı. Bazı kitap dostlarıma haber salmış, sahafları sorup kitabı bulmalarını rica etmiştim. Bulabilir miyim diye üzülüp umudumu kaybetmişken, ukitap'ta satışta olduğunu gördüm. Kitabın fiyatı yüksekti, arkadaş sağ olsun benim için indirim yaptı ve beni kırmayıp kitabın gerçek değerinin altında bana sattı...
Kitap 1935 yılında başlayıp günümüze kadar devam ediyor ve üç bölümden oluşuyor.
İlk bölümde, on üç yaşındaki Briony'ın yapmış olduğu bir hatanın sonunda kendisi de dahil üç kişinin hayatını tamamen değiştirecek bazı olaylardan bahsediliyor.
İkinci bölümde, birkaç yıl sonraya yani ll.Dünya Savaşı zamanına gidip, iftiraya uğrayan kişilerin geçmişe yönelik iç hesaplaşmalarını ve iftira sonucu hayatlarının değişip bir çıkmaza doğru sürüklenişlerini okuyoruz. Beni en çok etkileyen bölümde burasıydı.
Üçüncü bölümde tüm bunların sorumlusu olan kişi, nelere sebep olduğunu fark edip bundan pişmanlık duyacak ve suçun kefaretini ödemek için hem kendi ile yüzleşecek hem de kendini affettirmenin yollarını arayacaktır...
Kefaret, tartışmasız efsane bir eser. Harika bir anlatım, mükemmel bir kitap. Bazen istemediğimiz şeyleri bilinçsiz olarak yapıyor, içimizden gelen bu dürtüye engel olamıyoruz ve sonunda birkaç masum insanın köklü değişimine sebep olabiliyoruz. Hem de geri dönüşü olmayacak şekilde...
Kitap bir yandan hüzünlendirip heyecanlandırırken, bir yandan da sınıf ayrılığına, iftiraya, kedere, inanca, pişmanlığa ve dönemin savaşlarına tanık oluyor, karakterlerle birlikte o acıyı, o isyanı, o hüznü aynı hislerle okuyorsunuz. Kitabın 366 sayfasını soluksuz okudum, bitmesin diye son sayfaları erteledim ama maalesef ayrılık vakti geldi. Kitaba bir yerlerde denk gelirseniz, mutlaka ama mutlaka alıp okuyun.