·164 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Temmuz 2018 15:05 Beni bu kitaba bağlayan ve inceleme yapmaya iten yegane sebep, Maria Puder'in Raif'e duyduğu sevgiye ve alakaya rağmen sana aşık değilim diyebilmesi ve ikisinin konuşmadan anlayaşabilmeleri durumudur.
Sabahattin Ali, bu romanında, bireylerin önünde sonunda kendi tatminleri sağlayamadıkça hangi ilişkinin içerisine girerlerse girsinler mutlu olamayacaklarını anlatmak istemiş olabilir diye düşünüyorum. Çünkü romanda Maria Puder karakteri Raif'e aşık olmak için elinden geleni yapıyor ve bunun kendisini de mutlu edeceğini düşünüyor fakat sonu hüsran oluyor ve beraber geçirdikleri yılbaşı gecesinin sabahında 'Birbirimizden, verebileceğimizden fazla şeyler beklemeyiz ve istemeyiz.. Haydi git artık... O kadar yalnız kalmak istiyorum ki...' diyerek hislerini ifade etmiştir. Burda her ne kadar biz iki insanın genel itibariyle birbirine olan aşkını görüyor gibi olsak da, arka planda her ikisinin de bahsinden kaçtığı birtakım sorunlar mevcuttur ki bunu Raif'in 124üncü sayfadaki 'Ruhum, bir ağaç kurdu gibi beni kemirmekten başka ne yapıyordu?' cümlesinden anlayabilmek mümkün. Bunun yanı sıra, Maria'nın Raif'in yokluğunda düşüncelere dalmaktan korkup onu işe göndermek istememesi de onun da kendi çapında düşünmekten kaçtığı belki de onu ruhsal sorunlara itecek düşüncelerden kaçtığı söylenebilir.
Maria'nın hastalığının onları tekrar bir araya getirmesi neticesinde, kurdukları bağın daha bir kuvvetlenmesini görmek insanın aşka olan inancını tazelese de, Maria'nın 'Şimdi ben gidiyorum... Fakat ne zaman çağırırsan gelirim... Nereye çağırsan gelirim!' cümlesi ben de buruk bir his bıraktı. Ayrıca, Raif'in on yıl boyunca çoktan bu dünyadan göçüp gitmiş olan Maria'ya duyduğu kırgınlık, onun da direncinin iyice kırıp, daha da üzüntüye boğulmasına sebebiyet verdi. Birbirini bulması böylesine zor olan iki ruhun, yollarının böylece ayrılması sanki aynı kaderi ben de paylaşıyormuşum gibi bir keder bıraktı kitabı bitirdiğimde üzerimde.
Son olarak, kitaptan genel olarak bir şey çıkarmak zor olsa da, kısaca belki Raif'in Maria ve yaşadıkları için düşündüğü şu cümle yeterli olabilir; 'Hayatın bundan ibaret olduğunu zannettiren bilgisizliğimin yerini şimdi, dünyada başka türlü de yaşanabileceğini bir kere öğrenmiş olmanın azabı tutuyordu'.
Keyifli okumalar dilerim :)