·160 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Temmuz 2018 00:57 Hüzün dolu bir öyküdür bu doğanın en derin güzelliğinden gelen.İnsan ele alınmış bu güzel kitapta.Acımasızlığıyla,acısıyla, güzelliğiyle ve çirkinligiyle anlatmış insanı ve doğayı Hasan Ali Toptaş.
Nasıl bittiğini anlamadım,aslında anlamakta istemedim.Anlamaya çalışacak,anlayacak onca şey sığdırmış ki Toptaş satırlara,sayfalara bakmak için bile zaman ayırmak mümkün değil.Aslında "hayat biraz ironidir, çokça da trajedidir." felsefesiyle baktığımda elimde ki kitabın, satırları çizdiğim kalemin bir Gürgen ağacı olabileceğini düşünüp düşünüp durdum.
Doğa katliamlarının fütursuzca yapıldığı geçmişte ve günümüzde aslında geleceğimizi nasıl kuruttuğumuzu,nasıl kendi elimizle nefessiz kaldığımızı her sayfada yüzüme inen bir tokat gibi hissettim.Fakat bundan da yakınmıyor doğa.Doğa onu acımasızlıklarımıza katınca,ortak edince yakarıyor asıl.Sadece bu mu ? İnsanın elleri sadece doğaya mi düşman ? Hayır,insan aslında sadece kendine düşmandır.Doğaya düşman olmak kendine,geleceğine düşman olmaktır.İnsan hem en iyidir,hem en kötüdür.En sade,en akıcı şekilde aktarmış Hasan Ali Toptaş tüm bunları.Yalnızca doğa farkındalığını değil, toplum çaresizliği,yoksulluk,savaşın getirdiği acılar,çıkmazlar da ele alınmış.
Bir tarafta en mis kokulu çiçekler,börtüler böcekler diğer tarafta insan eliyle boğulmuş kasabalar,şehirler.Baltalarla yokedilişlerin içinde duyulmayan çığlıklar.Aslında kabulleniş vardır doğada,insana boyun eğiş ama diyor ki gürgen "Beni güzel işlerde yaşat,bir gitarda,bir çocuk oyuncağında.En azından buna layık gör beni.Bırak kabzaları,dipçikleri."
Okuyun derim.