Gönderi

Yaşam ve kırmızı
resimag.com/p1/25b922045e.png Heyhattt!!! Yaşamım boyunca hiçbir iz bırakamadığım dünyaya, ölümümle bir çentik atmak istiyorum. Aslında sevişgen bir ruh haliyle bağlıydım hayata. Serin yaz akşamlarında esen rüzgârı içime çekip kilometrelerce yürümüşlüğüm, kışın ayazında çatılarda tutan buz sarkıtlarına bakıp bakıp mucizelere inanmışlığım olurdu benim. Ellerime bakardım bazen, istese dünyayı kavrayabilecek kadar büyük görünürlerdi gözlerime. Başım dik; boyun damarlarımın biraz gevşemeye, bir omuza yaslanıp biraz dinlenmeye ihtiyacı olduğu anlarda bile buna izin vermeyecek kadar dik. Ve ayak bileklerim; çivi topuk ayakkabılarla saatlerce yürüyebilecek kadar, bu bedeni onca yıl taşıyabilecek kadar güçlü, incecik, narin ayak bileklerim. Sevdiğim adamlar oldu mesela. Uğurlarına ağlayıp şiş gözkapakları edindiğim. Hoyratça sevişilerek geçirilen gecelerin sabahında beni hüzne uyandıran, kendinden dönemeyen, benden geçemeyen, baktığı yüzün ardındaki gerçeği göremeyen. Hiç birisi ilk sevdiğim halinde kalmadı; alışkanlıkla ağızlarından çıkan seviyorum ve özledimlerle bıraktım onları ardımda. Kadınlar da sevdim elbet. Kadınlar, benim güzel kadınlarım. Annem, kardeşim, arkadaşım oldular. Ya sakinlikleri çok şaşırttı beni ya da dengeleri. Belki asi ruhumu dizginleyemediğimden belki de doğrularını doğrularım gibi benimseyemediğimden, hiçbiriyle aynı yolda buluşamadım. Hesap kitap yapmadan,sadece insan sevmek istedim ben. Fakat birşey oldu bir vakit önce, tam olarak hatırlayamadığım bir zaman diliminde. Ya Nuh tufanından bir asır önce ya da anne rahmine düşmemden bir zaman sonra. Soğudum herşeyden ve herşey soğudu benden.Hayata sorduğum onlarca sorudan tekine bile cevap alamamışken, tıkılıp kalmışken göğüs kafesimde, sırtımdaki onca yükle, karnımda taşıdığım bunca ihanetle, aklımın himayesi bende değil iken, fikrim berrak düşünceleri terk etmiş, bulanık gelgitlerle boğuşurken; gidilecek bütün yollar gidilmiş, sevilecek herkes sevilmiş, yaşamın en büyük zevkleri tadılmış, doğan BEN den geriye hiçbirşey kalmamışken, velhasıl kelâm içimden yükselen "bitti" yankısını duymazdan gelmeyerek gitmek istiyorum artık. Sağ elimdeki atar damarı sol elimle yoklayıp, yaşadığımın somut kanıtı olan yere vuruyorum jilet darbesini. Aslında iki satırlık bir veda mektubu bırakmalıydım geride de bunca yıldır bunca susmuşluğumla beni anlamayanlar iki satırla mı anlayacaklar. Bu halsizlik, kırmızıya boyanmış hayat, göz kararması... Sanırım artık gidiyorum.
Edebiyat
··
6 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ben bu resmi intihar olarak düşünmemiştim aslında ama öyleymiş- siz söyleyince uyandım, elinize sağlık- çok güzel bir metin . Bazı yerleri tanıdık geldi nerden bilmiyorum ama. (Kadınlar da sevdim ama vb.) Benziyordur muhtemelen bir şeylere. Hem resme uyumu, hem bütün olarak yazı çok güzel. Bir sonda mektup bırakmama kısmını anlamadım, bu zaten mektup değil mi? Teşekkürler etkinliğe katkınız içn.
Remziye
Gönderi Sahibi
Yaşamın sona ermesi sadece intiharla olmaz Erhan bey, bazen insan hayatı uzaktan seyrederek, yaşamın canlılığına eşlik etmeyerek te ölebilir. Çevrenizdeki kaç kişi gerçekten yaşıyor ki :))
Frida Kahlo çizimlerine benzettim, eser kime ait ?
Remziye
Gönderi Sahibi
Erhan bey cevap vermiş ama evet Frida Kahlo'ya ait bir resim