·232 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Ağustos 2018 22:44 Kayda değer, çok önemli, müthiş, olağanüstü, şahane, harika, macera dolu, kahramanca vs vs hiçbir şey anlatmayan bir kitap. Ancak bende bıraktığı etki bir tür şok ya da şaşkınlıkla karışık duygusal bir hiçliğe doğru kayan sarsıntı gibi birşey oldu. Tarifi çok zor bu duygunun ama sanırım romanın aslında sıradan hayatlarımızın ne kadar da anlamsız ve ideallerden uzak olduğunu anlatıyor. Bunu yaparken hiç bir iddiası yok yazarın. Cümleler neredeyse hiç çetrefil değil; bazen şaşırtıcı derecede kısa ve basit cümleler okuyorsunuz. Belki nadiren de olsa çeviriden kaynaklanan -romanın geneli açısından çok da önemli olmayan- okuma güçlüğü yaşayabilirsiniz. 3. tekil şahısta anlatılan roman, asla derin psikolojik tahlillere girmiyor ama arada yaptığı tespitleri en baba felsefe, psikoloji veya kişisel gelişim kitaplarında göremezsiniz zannımca. Bu özelliği belki de bütün romanın insanın varoluşunun durağanlığı, yalnızlığı üzerine alegorik bir eser olması. Yalnızlık üzerine sık sık düşünen birisi olarak şu alıntıyı yapmak istedim:
"... insanın, tek başına olduğu ve hiç kimseyle konuşamadığı zaman bir şeye inanması çok zordur. İşte tam da o dönemde, Drogo, insanların her zaman birbirlerinden uzakta olduklarını fark etti, birisi acı çektiğinde, acısı sadece kendisine ait oluyor, hiç kimse o acıyı birazcık olsun dindiremiyordu; bir insan acı çektiğinde diğerlerinin, duydukları sevgi ne denli büyük olursa olsun, bu yüzden acı çekmediklerini ve yaşamdaki yalnızlığı işte bu durumun oluşturduğunu fark etti. ..." (İletişim Yay. s. 193)
Bu arada, 1976'da sağlam oyuncu kadrosu olan bir filmi de yapılmış 1940'ta yayınlanan romanın. Romandan ayrı olarak, senarist, yönetmen ve oyuncuların yeniden yarattığı bir sanat eseri olarak izlenmesi tavsiyemdir.