Gönderi

10/10
·558 syf.··
Beğendi
·
2018 20. kitabı
Daha önce pek, roman karakterlerine bağlılık hissettiğim olmamıştı. Ama Şehsuvar Sami, bende farklı duygular uyandırdı. Yani ben her zaman katı, despotik kurallara karşı durmuşumdur. Değiştirmek için elimden bir şeyler gelmese de eleştirmekten asla geri durmamışımdır. Bu açıdan da baktığımda sadece Müslüman Şehsuvar Sami’nin, Yahudi Ester’e olan aşkı bile onla aramda bir bağ kurulmasına yetiyor. Kitap aynı zamanda tarihsel de bir gerçeklik değeri taşıyor. Özellikle hayranı olduğum Cumhuriyet tarihini polisiye perspektifden okumak da ayrı bir zevkti. İzmir Suikasti sonrası zamanının hızlı ittihatçısı Şehsuvar, suikastle alakası olmamasına rağmen suçlanırım endişesi taşıyarak kendini -Atatürk’ün de sevdiği- Pera Palace oteline kapatır ve anılarını gözünün önüne getirir. Ester her zaman kendisinde bir yazarlık yeteneği görmüştür. Bizim zamanının hızlı ama şimdilerin yaşlı ittihatçısı da hiçbir zaman kavuşamadığı sevdiğinin sözünü dinleyerek oturur yazmaya başlar. Bir nevi toplumla arasındaki çatışmanın mağlubu olur Şehsuvar Sami. Edebiyat ve aktif vatanseverlik arasında bir seçim yapmak zorunda kalır. Tabii aynı seçimi ideolojisi ve vatanı ile aşkı arasında da yapmak zorunda kalmıştır. Bir filmde izlemiştim, böyle bir çekişme arasında kalan bir kahramana “sen kızı kurtar, Fransa her zaman ayakta kalır” dendiğini. Acaba Şehsuvar da öyle mi yapmalıydı diye de düşünmüyor değilim. Osmanlı Devleti’nin son dönemleri ve Cumhuriyet’in ilk yılları titizlikle işlenmiş romanda. Tam da düşlerin parlayıp söndüğü bir dönemde okuyoruz Şehsuvar ve Ester aşkını. Aslında bugün dahi yakın geçmişimize baktığımızda nice Şehsuvarlarla karşılaşmıyor muyuz. Sol ya da sağ diye niteleyerek aslında aynı vatana hizmet etmeye çalışan gençlerin birbirini öldürdüğü dönemleri yaşadık. Yaşadık diyorum çünkü bir travma hangi tarihte yaşanırsa yaşansın o devletin hafızasından silinmez. Öyle kolay bir şey değildir. Polislerin, askerlerin de siyasi görüşleri vardır; her insan gibi. Ama polis olduktan sonra siyasi görüşlerimden sıyrılmak durumunda kaldım. Sadece benden bir tek Atatürk’ümü kimse alamaz. Sağ ve sol gençler çatışırken polisler de aslında kendi görüşlerinden olan veya olmayan gençlerle çatışıyordu. Ama herkes aynı vatanın evladıydı ve birbirini kırıyordu. Çok yakın geçmişimizde meydana gelen toplumsal olaylarda görevler aldık. Kamu düzeninin bozulması, kanunların çiğnenmesi, hükümete karşı hareket felan filan… Evet, olmaması gereken şeylerdi. Biz de bunların bozulduğunu, yeniden tesis etmek gerektiğini düşünerek mücadele veriyorduk. İşin garip tarafı karşı taraf da aynı şeyleri düşünüyordu. Sonuçta kazanan ne biz olduk ne de onlar. Kaybeden hepimiz olduk. Sanki birileri yeniden bunun hazırlıklarını yapıyor gibi. Önümüzdeki aylar ne gösterir bilemiyorum ama akılla hareket etmezsek, duygularımız bizi mahvedecektir. Gerçeklerin fakına varmak için Şehsuvar Sami gibi yaşlanmamıza gerek yok. Az çok bir birey olarak birilerin gözündeki değerimin farkına varmış bulunuyorum. O yüzden size önerim önce aşkınıza sahip çıkın ve aşkınızın desteğiyle vatanı müdafaa edin. İşte ancak o zaman başarılı olabilirsiniz. Unutmayın, ay yıldız kolye güzelliğinize güzellik katar. Ay yıldız kolye anlatsın aşkınıza aşkınızı…
Edebiyat
Elveda Güzel VatanımAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201514bin okunma
·
8 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.