Gönderi

Otobüs
Geç mi kaldım yine! Hayır hayır saat daha 16.00 olmamış . Otobüsün gelmesine on beş dakika var.Hemen çıkmalıyım.Elimde apar topar hazırlamış olduğum çanta. Ne koyduğumu, şunu da unutmamalıyım, şunu sakın diye düşünmekten hatırlamıyorum. Ama koyduğum kitaplar hala aklımda. Bekliyorum ... Bekliyorum. Hayır dayanamayacağım artık.Arıyorum, meşgul. Büyük , biletli otobüslerden değil bineceğim.Arayıp yer ayırtmam, nerede binip nerede ineceğimi söylemem yetiyor.Zaten gelemem öyle uzun yolculuklara da .İki yıl öncesine kadar yaptığım en uzun yolculuk dört saatlikti.Kokusunu daha binmeden alır irkilirim. Çok şükür koltuk sorunlarına ve çoğu zaman çıldırtacak derecede olan anonslara da maruz kalmadım.Bir de yeni çıkan 2+1' ler. Ne olduğunu bile bilmiyordum. Tek misiniz , 2+1 olsun mu diye sorduklarında. Kış ayındayız hava kararıyor , soğuyor.Ben hala bekliyorum.Otobüs hala görünmüyor.Saat 17.00. Arıyorum inatla , hala meşgul. Sonunda geldi. Küçük bir tartışma sonrası yerimi gösteriyor muavin.Yaşlı bir teyzenin yanına oturuyorum. Sinirliyim hala ama suratına bakınca sakinleşiyorum.Aynı anneannem. Çok özlediğimi ve yaşıyor olsaydı anneanneme; otobüste bir teyze gördüm aynı senin gibiydi.Küçücük elleri ve güler yüzu vardı diyip yanaklarında öperken onunda beni öpmeye çalışacağını düşünüyorum.Çok da dalmadan teyzenin kolumu dürtmesiyle kendime geliyorum.Adımı , nereye gideceğimi , okuyup okumadığımı soruyor ,cevap veriyorum. Oğluna gidecekmiş. Evi ineceğim yerin on beş dakika ilerisinde tahmin ettiğim kadarıyla.Telefonu yok ve ilk defa akşam yolculukta.Tedirginliğini anlıyorum.Teyze, oğlunun numarası var mı? Yaklaştığımız zaman ararım, gelip seni alır.Numara yazılı bir kağıt çıkarıp uzatıyor. Biraz daha sakin şimdi . Karışan kulaklığımla uğraşıyorum yaklaşık üç dakika. Hangi şarkıydı geçen gün karşıma çıkan diye hatırlamaya çalışıyorum bir yandan. Sonunda çözdüm.Tam kulaklığı kulağıma götürüyorum. Teyzeye gözüm çarpıyor. Onu izlemek daha cazip geliyor. Yüz ifadesine bakıp ne düşündüğünü tahmin etmeye çalışıyorum. Ve biraz da merak ediyorum. Fark ediyor izlediğimi. "Ağaçlara bakıyorum kızım , çam ağaçlarına ...Oğlumun evi çam ağaçlarının çok olduğu yerde."Ahh hayır teyze sakinleşmemiş.Hava, ağaçları fark edemeyecek kadar karardıkça endişesi de artıyor."Yok kızım yok ben bugün varamayacağım biliyorum." diyor.Yine aklımda anneannem, onun cümleleri, tek olduğu vakitken ki tedirginliği.Verdiği numarayı arayıp muavinle konuşturuyorum.Her şey normal. Şoför indireceği yeri biliyor, oğlu bekliyor olacak. Tek sorun , teyze ve endişesi , varamayacağım korkusu , çam ağaçları , karanlık.. Gözleri fark ettiğinde bana gösteriyor çam ağaçlarını."Bak bak kızım , böyle bir yerde..." Yol kenarları zaten çamlık diyemedim. Ne desem beyhude.Sohbet etmeye çalışıyorum."Yok kızım yok içim sıkılıyor diyip pencereye dönüyor." İçini rahat ettirebildim mi bilmiyorum ama o dualarıyla ziyadesiyle yaptı. İnmeden kısa bir sohbet... Ve bir parça kağıt çıkarıp :"Kızım adını buraya yaz. Ben unutuyorum. Dua ederken sana da edeceğim.Allah razı olsun."diyor. İneceğim.Teyzeye şoför on beş dakika sonra indiricek seni diyorum.Numara yazan kağıdı muavine verip , teyzeyi emanet ediyorum. Eve vardığımda hala aklımda. Otobüs , teyze, çam ağaçları , karanlık .... "Varamayacağım kızım biliyorum" cümlesini inanarak söylemesi. Varacaksın teyze , bakma karanlığa. İnanç karanlıktan daha ağır. Sadece çam ağaçlarını arıyor gözlerin. Ay'ın parlaklığı olmasa nasıl fark edeceksin. Peki Ay'ı görebildin mi teyze?
··
14 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Elinize sağlık, farklı bir otobüs için yazılsa da güzel bir hikaye- teşekkürler
E.
Gönderi Sahibi
Öyle olmuş biraz 😊 Ben teşekkür ederim .