·96 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Haziran 2018 21:41 Benim inanılmaz keyif alarak okuduğum kitaplardan bir tanesi. Kitapta Tolstoy'un yaşamı sorgulaması ve varoluş nedenini arayışı kitabın temel konusu. Bilimden, tarihsel kişiliği olan insanların sözlerinden alıntılar yaparak konusunu inandırıcı hâle getirmiştir. Çok özet yapamayacağım bunun yerine alıntılarla devam edeceğim çünkü kitapta çok güzel detaylar yer almaktadır. Keyifli okumalar dilerim.
İnanç, varoluşun gücüdür. Bir insan yaşıyorsa bir şeylere inanıyordur. Eğer bir şeyler için yaşamak gerektiğine inanmasaydı yaşıyor olmazdı.Niçin yaşıyorum?"
"Sonsuz uzayda ve sonsuz zamanda sonsuz derecede küçük parçacıklar, sonsuz bir karmaşıklık içerisinde biçim değiştirirler ve siz bu dönüşümlerin yasasını anladığınızda, yeryüzünde ne için var olduğunuzu da anlamış olacaksınız."
"Sen 'hayatım' dediğin şeysin, sen parçacıkların rastlantı sonucu bir araya gelmesinde oluşan geçici bir şeysin. Bu parçacıkların karşılıklı etkileşimleri ve değişimleri sende' hayatım' dediğin şeyi oluşturmaktadır. Parçacıklar bir süre daha bir arada kalacak sonra bunlar arasındaki etkileşim duracak ve senin 'hayat' dediğin şeyin de sorularının da bir sonu gelmiş olacak. Sen rastlantısal olarak bir şey küçük bir parçasısın. O küçük parça mayalanmak. Küçük parça bu mayalanmaya 'hayat' adını veriyor. Parça bütünden kopacak mayalanma ve bütün sorular son bulacak". Bilimin aydınlık alanı bu şekilde yanıt veriyor.
"Hiçliğin hiçliği..." der Süleyman. Hiçliğin hiçliği... her şey bir hiçtir., bir nesil yok olur gider, yerine bir başka nesil gelir. Ancak yeryüzü sonsuza dek var olmaya devam eder. Geçmişte ne varsa gelecekte de olan odur. Bugün yapılanlar gelecekte de yapılacaktır ve güneşin altında yeni bir şey yoktur. Kendi yüreğimle konuştum, ona şöyle dedim : ' Bak işte, toplumda çok önemli bir konuma geldim. Bütün Kudüs'te gelmiş geçmiş en büyük bilgeliğe eriştim. Evet, yüreğimde bilgeliği ve bilgiye dair engin bir tecrübe var. Yüreğimi bilgeliği bilmeye adadım.... Bunun da ruhuma sıkıntı verdiğini gördüm. Büyük bilgelikte büyük kader olur ve bilgisine artıran kederini de arttırır..
.
.
Bu arada kitabın başında yazar yaşamını şu şekilde ifade etmiştir:" Öfkeli bir hayvanda kaçan adam kurumuş bir kuyunun içine girer ama aşağı baktığında kuyunun dibinde ağzını açmış, onu yutmaya hazırlanan bir ejderha görür. Talihsiz adam ne öfkeli hayvan tarafından öldürülmesi korkusuyla kuyudan dışarı çıkabilir ne de ejderha tarafından yenilme korkusu nedeniyle kuyunun dibine inebilir.
Sonunda kuyunun içindeki bir çatlaktaki bir dalı yakalar ve ona tutunur ellerinde gitgide güç kalmamaktadır az sonra kendini yukarıda ya da aşağıda bekleyen ölüme boyun eğmek zorunda kalacağını düşünmekte ama yine de dala sıkı sıkıya tutunmaya devam etmektedir. Derken biri siyah biri beyaz iki fare görür fareler sürekli onun tutunduğu dalın üzerinde gezinmekte ve dalı girmektedirler. Az sonra dal kopacak ve adam ejderhanın ağzının içine düşecektir, yolcu bunu görünce ölümden kurtuluş olmadığını anlar. Sana tutunmaya devam etmekte ama aynı zamanda etrafına bakılmaktadır. Dalin yapraklarında birkaç damla bal görür. Bal damlalarına dileğiyle uzanır ve onları yalamaya başlar."(siyah fare:gece, beyaz fare :gündüz)
Süleyman bu çıkış yolunu şöyle ifade eder:" Sonra mutluluğu övdüm çünkü insanoğlunun yeryüzünde yapabileceği en iyi şey yemek, içmek ve mutlu olmaktır. Bunlar ona yaşadığı günler boyunca tanrının yeryüzünde ona verdi yaşamı boyunca eşlik etmelidir. Bu yüzden ekmeğinizi mutlulukla iyi e şarabınızı neşeli bir yürekle için, sevgili karınızla fani hayatınızın bütün günlerini mutlu yaşayın çünkü bu, hayattan yeryüzünde yapıp ettiklerinizden payınıza düşendir. Eliniz yapmak için hangi işi bulursa onu var gücünüzle yapı çünkü gidecek olduğunuz mezarda ne bir iş, ne bir araç ne bilgi ne de bilgelik vardır. "