Puan vermedi·80 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Ağustos 2018 22:12 Kitap keyifli bir o kadar da akıcı. Gerilim ağırlıklı bir roman olmuş. Avukat eşi olan Irene, eşini tanınmayan bir piyanistle aldatır. Bir zaman sonra ortaya bir kadın çıkar Irene'ye kocasını aldattığını bildiğini söyler, şantajla ondan para koparmaya başlar. Korkunun insana yaptırdıkları ve insan psikolojisini, davranışlarını, kişi kendini bilmeden başkalarınca nasıl fark edildiği üzerinde durulmuştur.
Beni etkileyen kısımı olduğu gibi aktarıyorum:
"Onun için üzülüp üzülmediğimi soruyorsun, değil mi? Cezası biraz ağır gibi görünse de o şimdi kendini iyi hissediyor. Dün o atı şömineye attığında mutsuzdu. Evdeki herkes kaybolan oyuncağı ararken o, yaptığı şey ortaya çıkacak diye gün boyu korku yaşadı. Işte o korku Onun için ceza dan beterdi çünkü ceza dediğimiz şey de bir kesinlik vardır; ağır olsun ya da olmasın, her ceza korkunç bir belirsizlikten ve Zalim bir bekleyişten daha iyidir. Bu yüzden o, cezasını öğrendiği zaman kendini iyi hissetti. Döktüğü gözyaşları insanı yanıltmasın; evet, ağlayıp durdu
, fakat önceden gözyaşlarını içine atıyordu, içeri akan gözyaşları dışarı arkandan daha çok acı verir. Kuşkusuz o şu anda, dün olduğundan çok daha mutlu."
" İnsanlar en çok, sır saklamaktan ötürü, suçlarının açığa çıkacağı endişesiyle acı çekerler. Maruz kaldıkları binlerce küçük saldırının acımasız baskısına yalan söyleyerek karşı koyarlar.
"Utanç... utanç diyorsun öyle mi? Utanç da bir tür korkudur fakat daha iyi bir korku... Cezadan ötürü değil de... " Belki insan en çok, kendine yakın kimselerin önünde utanır. "
Ceza ve korku daha güzel nasıl anlatılabilirdi ki...