·320 syf.····Okunma: 23 Ağustos 2018 13:00 Konusu ilgimi çektiği için okumaya başladığım ama ilk sayfalarda çok sıkılıp zorlandığım bir kitap oldu. Arka kapağında da yazdığı gibi saplantılı bir tarih profesörünün ölümü üzerine yarıda kalan Savaş müzesini düzenleme görevi yahudi bir anne ve siyahi bir babanın çocuğu olan Luisa'ya kalır. Kitap bir, savaş müzesi ve profesörün yaşantısı, araştırmaları , bir Luisa'nın geçmişini düşündüğü bölümler halinde sürüyor. Profesör savaşla ilgili tank, denizaltı topladığı gibi minik minik notları da topluyor. En son SS ler tarafından Yahudilerin kapatıldığı bir yerdeki duvar yazılarını günlüğüne not ediyor. Fakat zaman içinde bu günlük yok oluyor. Silahların özelliklerinin anlatıldığı kısımlar beni esneten bölümlerdi. Ancak savaşla , silahlarla ilgili benzetmeleri, onları yaşantımızın içindeki nesnelerle hastalıklarla özdeşleştirdiği kısımlar çok hoşuma gitti. 1. Dünya Savaşı'nın baz alındığı roman insanın zulmünün izleklerini sürüyor. Genellikle Luisa'nın kökenleri üzerinden anlatılan bu konular köle ticareti , Amerika'daki yerlilerin öldürülmesi ile başlayıp Yahudi soykırımına kadar geliyor. Savaşları anlatıp barışın gerekliliğini vurgulayan değişik bir kurguya sahip, iyi bir roman olmuş.