Biraz zorlayıcı ama çok farklı ve etkileyici bir roman Davanın Reddine. İtalyan yazar Claudio Magris, oldukça sıradışı bir tarih profesörü olan Diego de Henriquez’in hayatından esinlenerek kaleme almış bu romanı. Tıpkı Henriquez gibi, tarihin farklı dönemlerinde kullanılmış silahları ve çeşitli savaş teçhizatlarını toplayıp bir savaş müzesi kuran bir adamı konu alan roman, üç paralel hikayeyle ilerliyor: Hikayelerden biri, karakterin trajik ölümü üzerine müzeyi planlamak ve düzenlemekle görevlendirilen bir uzmanın geçmişinin hikayesini anlatıyor. Karakterin not defterlerindeki notlardan oluşan ikinci hikayede onun tanık olduğu olayları, anılarını ve geçmişini görüyoruz, ki bunların bir bölümü müzedeki teçhizatın nerede kullanıldığı ve müzeye nasıl dahil olduğu gibi bilgileri de içeriyor. Bunların yanında bir de yine müzenin ekseninde bugünde yaşananlar aktarılıyor. Bu üç hikayenin ortak paydası savaş. Oldukça farklı perspektiflerden, tarihin bambaşka sayfalarından ele alıyor Magris savaşı. Köle ticaretinden Latin Amerika’daki kıyıma, cadı avından Mussolini dönemi işkencelerine geniş bir yelpazede savaşı irdelerken, en çok da kendi tanık olduğu İkinci Dünya Savaşı üzerinde duruyor. Triesteli olan yazar,
kendi şehrinin tarihinin güya kolektif travmaya sebep olmasın diye hasıraltı edilen kısımlarını özellikle masaya yatırıyor.
Tarihin bu önemli kıyımlarıyla okuru yüzleştirmesinin yanı sıra, savaşa yaklaşımı da etkileyici. Doğadaki diğer canlılar ve hatta vücudumuzdaki mikroorganizmaların yaşantısına kadar yaşamın her yerinde savaşın izlerini aradığı gibi, hiç kan dökülmeden de yapılan oldukça yıkıcı ve acımasız savaşlar olduğunu savunuyor. Mevcut düzende bir tuşla bile bir sürü insanın mahvına sebep olan bankalardan ve paradan, insanın açgözlülüğünün sebep olduklarından