Bir başkasını tümüyle tanımaya bir üçüncü engel de paylaşan kişide değil, paylaşanın izlediği sırayı tersine çevirip dili imgeye - zihnin okuyabileceği metne -tercüme etmesi gereken öbür kişide, tanıyanda bulunur. Alıcının imgesinin göndericinin özgün zihinsel imgesine uyması çılgınca olanak dışıdır.
Çeviri hatası önyargı hatasıyla karışır. Başkalarını kendi yeğlediğimiz fikir ve gestalt’lara uydurmak için zorlayarak çarpıtırız. Proust bu süreci çok güzel anlatır:
"Gördüğümüz yaratığın bedensel hatlarını, onun hakkında önceden biçimlendirdiğimiz tüm fikirlerle bir araya toparlarız ve onun zihnimizde oluşturduğumuz tam resminde asıl önemli yeri tutan da kesinlikle bu fikirlerdir. Bunlar sonunda yanakların kıvrımını o denli eksiksiz doldururlar, burnun çizgisini o denli kesin bir biçimde izler, sesin tonuyla o denli ahenkle karışırlar ki bu nitelikler artık saydam bir zarftan ibaret kalır ve bir yüzü her görüşümüzde ya da bir sesi her duyuşumuzda, tanıdığımız ve dinlediğimiz şeyler bizim o kişiye ilişkin kendi fikirlerimiz olur."
Sayfa 214