Namütenahi

Rüzgarın uğultusuyla coşan esintileri yüzümün üzerinde yer alan,kısmen görünmez olduğunu düşündüğüm tüylerde hissederken bir kez daha düşündüm.Etrafı dağlarla çevrili bu çiftliğin dağın tepesine bir bulut gibi yayılmış olduğu,bacasından tüten dumanların göğe yükselip dağılarak tıpkı çocukluğumdaki kış aylarının büründüğü o büyüleyici havanın yeniden yaşanışı...Defalarca kez düşünmeme sebep oluyor,beni verdiğim korkunç kararı sorgularken bırakıyordu.Gerçekten,değer miydi?Sınırları uzun zaman önce silikleşmiş,belki de silinmiş bu koca geçmişi kül etmeye,her şeyi silmeye değer miydi?

Yıllar önce,babamın güç bela aldığı atı hatırladım.Uzun,beyaz yelesi ve koca gövdesiyle öyle ihtişamlı,öyle büyüleyiciydi ki!Güzelliğine bin şahit isteyeceğim gözlerinin içerisine saklanmış,bir bakışta insanın içini okuduğunu düşünmeme sebep olan o engin bakışları hatırladıkça...Hâlâ unutamıyor olmak,ilk dokunuşlarımın boğazımda yarattığı o tatlı kuruluğu yeniden hissetmek...Şimşek'in yüzünde gezinen ellerimin altında hissettiğim sıcak kıpırtılar,huzur dün gibi aklımda.Babamın nalları takmak için çiftlikteki adamlardan birkaçını etrafına toplayıp onu sakinleştirmeye çalışırken yanaklarımı sıkıp bir gün onun gibi bir seyis olacağımı söylemesi de hâlâ aklımda.O kadar çok şey var ki aklımda!Bazen en olmadık zamanlarda yataktan fırlayıp avlusunda koşturduğum bu duvarlarla çevrili bölmede,Şimşek'in ve babamın sesleriyle yıkanan çimlerin üzerinde,derin bir sessizliğin kollarına zincirlenmişcesine kopup gidiyorum kendimden.Anılardan,eşyalardan,eskimiş pantolonlarım ve gömleklerim dışında pek de bir önemi olmayan kırık dolabımdan...Her şeyden.

Sabahları koyunların arasına dalıp elime aldığım kovanın zangırtısı doldu kulaklarıma.Sütü sağan Asiye teyzenin dökmemem için neredeyse yalvardığı,diğer işleri yetiştirmek için taşımama izin veriyordu,saatler ve benim ancak bir delinin koşabileceği mesafeleri kat edişlerim.Kareli gömleğimin kazların dolandığı çimlerin lekeleriyle kaplandığı nisan ayı...

Gözlerimdeki yaşları silip titrek bir nefes aldım.Bütün bu hissedişler,anıların can yakan seramonisi ve avucumdaki bıçak yarasının sızlayışı neye işaret?Ne için zihnimde canlı bir sinema?Kalın kaşlı adamların karanlık silüetleri,kıçı kırık bir tabancanın patlayışı,yere yığılan babam,ahırdan çıkarılan Şimşek,üstü örtülen bir cinayet...Elbette ki bir bedeli olacaktı.Bu hayatta her şeyin bir bedeli vardı.Yoksa hırsızın çaldığı,katilin aldığı,insanın aldattığı,şerefsizlerin yan gelip yattığı bir dünya dünya mıydı?Değildi!

Acımadım.Etrafı çitlerle çevrili atların huysuzluğu ve elimde tuttuğum fişek...Ah,aklımdaki şeytanlar masaya oturup sözleşme imzalamış gibi!Kanımda deli bir cesaret,parmak uçlarımda tarifi imkansız bir uyuşma.Belki de sızı.Aldırmadım.Kabanımın altından çıkardığım benzin şişesinin kapağını açıp seri adımlarla ahırın duvarlarına döktüm.Ay ışığının altında belli belirsiz görülen ıslaklığın izini gördükçe içerimde bir yerlerde tatmin olmayı bekleyen bencilliğim başını kaldırdı,onu kucakladım.Buna hazırdım.Kuruyan kanı kemiren,intikamla kıvamını bulmuş öfkem dimdik ayakta.Af yok!Geri dönüş yok!Merhamet...Hak getire!

Kabullenmiştim.Kenarda bir köşede gizli,kapağı daima kapalı bir sandık misali düşüncelerimin tozuna bulandığım yıllar hele.Bu çiftlik,bu atlar,bu çitler...Bendim!Burası bendim!Fakat,yetmeyen bir benlik,çalınmış bir benlik neye yarar?Şerefsiz düşüncelerin koynunda beslenmiş ihtirasların kurbanı çocukluğum,özgürlüğü ömründen çalınmış babam...Biz,kaderimiz,ailemiz.Bizi yakan eller,bize kıyan sarhoş nefisler yanmalı,yok olmalı!Kararan göğün altında can çekişmeli.Kor ateşlerde öfkemin demir yumruğuyla tanışmalı balcıkla kaplı eller.Ve can çekişmeleri için atları...Bilhassa atları.

Şişeyi bir kenara atıp ceketimin iç cebine sakladığım kibrit kutusunu elime aldım.Sekiz yıllın hazin sonuna son kez baktım.Göz kapaklarımı kaplayan yakıcı sıcaklığı şimdiden duyuyor gibiydim.Bu bana müthiş bir haz veriyordu. Damarlarımda patlayan bir volkan gibi.Söndüğü sanılan ama asla sönmeyen volkan!Kibriti çaktım.Ufak bir ışık kapladı etrafı.Ateş çöpü saniyeler içerisinde tüketirken bir kez daha etrafıma baktım ve...Attım.Çocukluğumu ateşe verenleri cayır cayır yakmak için.

Şubat 21,2017

Şule Akçay