Puan vermedi·216 syf.····Okunma: 02 Eylül 2018 12:21 "Mahkemeye itimadınız var mı?"
Hıdır oğlu, 1949 doğumlu, Kayseri Sarız ilçesi, bahçeli mahallesi nüfusuna kayıtlı, OTDÜ'den ayrılma Hüseyin İnan:
"Mahkemeye güvenim yoktur. sıkıyönetim mahkemelerini yargı organı olarak kabul etmiyorum."
Ve Hüseyin sorgusunda, mahkeme ve dava konusundaki düşüncelerini açıklamaya devam ediyor:
"...elli yılın bütün hesabını yirmi gençten soruyorlar. bununla da kalmayarak, daha ileri gidiyorlar; üç ayda eşi görülmemiş zamların, vergilerin, hayat pahalılığının ve reformları engelleyen parti ve bakanların üstüne örtü çekilerek dikkatler bizim üzerimize toplanıp, biz, bu yirmi genç topun ağzına sürülüyoruz. İddianameyi okuduğum zaman, cezanın suça değil, suçun cezaya uydurulmaya çalışıldığını gördüm. Cezamızı, biraz önce bahsettiğim pazarlık tayin edecektir. Böyle bir pazarlığın bize reva göreceği cezayı bağımsız yargı organlarından çıkarmak zor olduğu için sıkıyönetim mahkemeleri'ne çıkartılıyoruz.
Hüseyin İnan'ın mahkemede kendinden emin savunmasını okuduk hep beraber. Ben okurken göz yaşlarımı bir saniye olsun tutamadım. Türkiye'de gizli kapalı gerçeklerin bulunduğu bu kitap bizlere o dönemin düşüncelerini çok iyi yansıtmaktadır.
Hüseyin, Deniz, Yusuf bu üç arkadaş yakalanıp Ankara Mamak Cezaevine getiriliyorlar. hepsi ayrı ayrı yerlerde yakalnıyor. Ankara'da buluşan bu üç arkadaş zamanında da çok kez içeri girmişlerdi. Fakat bu içeri girişlerinin sonu olduğunu biliyorlardı. Ama üçü de bir gün olsun yüzlerinden gülümsemeyi eksik etmediler suratlarından.
İçeride bulundukları sürece hakim karşısına daha çıkmamış üç arkadaş ölüm orucuna başladılar. Günler geçtikten sonra avukatları gelip kararın idam olabileceğini ve bu vaziyette yorgun bitkin bir halde o masaya çıkmamalarını istedi.
Deniz Gezmiş ve arkadaşları bunu düşünüp ölüm orucunu iptal etti. Davanın olacağı güne az kalmıştı hüküm verilecekti artık. Hakim karşısına çıktılar ve Türk Ceza Kanu'nun 146 maddesine hüküm yediler.
Maddede geçen konu:
Türkiye Cumhuriyeti Teşkilâtı Esasiye kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilga ya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan büyük millet meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs edenler, idam cezası na mahkûm olur.
Bu üç arkadaş bu TCK.146 maddesi gereğince idam cezasına çarptırıldılar. İşledikleri suç ise banka soymak, dört amerikan askerini kaçırma. peki bu suçlar anayasayı ihlal midir?
Son gün.
5 mayıs 1972 gecesini 6 mayıs 1972 gecesine bağlayan gün. İşte bu gün kaldıkları yerden çıkartıldılar ilk deniz gezmiş getirildi diğer iki arkadaşı farklı odalara sokuldu. Deniz Gezmiş çok mutlu görünüyordu. Avukatlarına güler yüzle hoş geldiniz diyerek geldikleri için sevindiğini belli etti. Son bir kez sigara içmek istedi dışarı camdan bakarak. Avukat son bir kez sigarasını yaktı. O istedikçe ağzına doğru götürüp içmesini sağlıyordu.
İdam saati.
Gece bir civarlarında darağacına çıkartılan deniz gezmiş son konuşmasını yaptı. Ve altındaki tabureye vurdular. Yaklaşık 50 dakika civarında kalbinin durmasını beklediler. Saat iki gibi Hüseyin ve Yusuf asıldı.
O kanlı gün tarihimize böyle kazındı. Ankara Karşıyaka Mezarlığına gömüldüler.
Yazarımız Nihat Behram, bu kitabı yazabilmek için bir çok dava ile mücadele etti. Hatta bir dava da kendisini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından men ettiler. Bu kitap tarihi bir önem taşıyor herkesin okuyup bilgilenmesi gereken bir eser.