·68 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Nisan 2018 22:05 Merhabalar, Zweig tüm kitaplarında olduğu gibi burada da kalemini konuşturmuş. Aşkına sadık bir kadın ve dramtik aşk öyküsü. Fakir, yalnız ve umutsuz bir kız çocuğu... Hayatını ileride etkileyecek genç beyfendiyi kapının dürbününden takip eder. Her gün bir bahaneyle evinin kapısını çalıp ona ait dünyaya atılmak istenen adımlar. Yavaş yavaş benliğine genç beyfendi işlerken o da attığı her adımda yavaş yavaş onun dünyasına ait olmaya başlar.
Zamansız veda ve aradan geçen onca yıldan sonra tesadüfi karşılaşma. O artık bir genç kızdı ve söndüğü sanılan ateş, alevini çoktan almaya başlamıştır.
Zweig, hayatta olduğu süre zarfında Freud’u yoldaşı olarak görüyor ve psikanaliz yöntemini taktir ediyor. Bundan olacak ki “Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu” adlı kitabı genel olarak bir ruh hali ve insan psikolojisini anlatıyor. Kadının duygusal çöküntülerini, hayatının iniş çıkışlarını ve ruh halindeki sürekli değişimi yansıtıyor. Adam gözünde yalnızca hayalet olan kadının, adama duyduğu koşulsuz aşkı konu alan kitap aslında psikolojiye dayanıyor.
Burada Raif karekterini de aslında bize hatırlatan bir psikolojik bir beklenti var. Kitabın tamamına ait olan umutsuz ve kederli hava okuyucusunda da bir kalp burukluğu bırakıyor.
Zweig'in en sevdiğim yönü olay örgüsünü karmaşık hale getirip kalabalık bir karekter yığınından uzak anlatımı. Kitapları ince ve tadımlık diyebileceğim tarzda. Keyifli okumalar.