Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2018 24. kitabı
Kitap kağıdı kaç derecede tutuşup yanar? -Bir saniye, hemen geliyorum dedi ve geri döndüğünde 451 Fahrenheit dedi. Ben de “ah, bu güzelmiş” diye düşünüp sonra tersine çevirdim: “Fahrenheit 451” dedim ve işte size kitabın ismi. Kitabı okurken bazen böyle bir dünyada yaşasaydım ve işim (polis olduğum için yakmak demiyorum), kitap okuyan insanları yakalamak olsaydı, ne yapardım diye sordum. Sanırım bana verilen emirlere kesinlikle aykırı hareket ederdim. Kitapların olmadığı, kitap okumanın suç olduğu ve bulunan kitapların, bulunduğu yerde anında yakıldığı bir dünyayı tahayyül edemiyorum. İşin tabi başka da bir yönü var. Bu insanlar kitaplara neden bu kadar çok düşman oldular? Kitapların mutsuzluk verdiği, farklı düşünceler ortaya çıkardığı ve insanlar arasında anlaşmazlık meydana getirdiği gibi bir düşünce savunuluyor. Ve bu anlaşmazlıkların savaşlara sebebiyet verdiği, insanlarda farkındalık oluşturarak gerçekleri görmelerini sağladığı, bunun da insanlarda umutsuzluk hissini artırdığı sonucu çıkarılıyor. Ama gözden kaçırılmaması gereken bir husus daha var ki o da, kitapların olmadığı bir dünyada dahi savaşların hüküm sürmeye devam ettiği. Zaten kitapda da bu mesaj, okuyucuya güzelce hissettiriliyor. Hayır, mutsuzluğumuzun sebebi kitaplar ya da onların bizlerde açığa çıkardığı düşünceler değiller. Eğer öyle olsalardı kitapların olmadığı bir dünyada neden savaşlar devam etsindi? Tabi diyebilirsiniz, orada anlatılanlar kurgu. Bu yüzden gerçekte kitapları yok etmeden, onların olmadığı bir dünyada savaşların olup olmayacağını bilemeyiz.” Hayır, bilebiliriz. Çünkü günümüzdeki savaşlar kitaplar yüzünden mi çıkarılıyor ki olmadıkları bir dünyada barış ve huzur bizleri bulsun. Bilakis savaşları çıkaranlar da kitap okumayan insanlar. Aslında dikkat ettiğimizde okuduğumuz kitabın, bugün içerisinde yaşadığımız dünya olduğunu fark etmiyor muyuz? Ne demek istiyorum? Bugün dahi insanlar arabalardan, maçlardan, telefonlardan, dizilerden, magazin haberlerinden, herhangi bir kanaldaki “Sherlock kadının” bugün hangi olayı açığa kavuşturduğundan bahsediyor. Kitaplardan, dergilerden, bilim yazılarından, ülkenin geleceğinden, siyasette ve sosyal yaşamımızda olması gerekenlerden bahseden kaç kişi gördünüz. Ya da şöyle söyleyeyim, üniversitelerimizdeki öğrencilerimizden kaç tanesi sınav haftasına bir-iki kala değil de bütün yıl ders çalışıyor, araştırma yapıyor, müfredat dışında kitaplar okuyor? Kaçımız elimize aldığımız kitabın daha onuncu sayfasına gelmeden uykumuzun geldiğini hissetmiyor? Televizyon bizi esir almış durumda. Kapalı bir kutudan bahsetmiyorum. Telefonlarımız, bilgisayarlarımız, tabletlerimiz… Bunların hepsi birer televizyondur. Tabi ki bunlarla haşır neşir olmak zorundayız, öğrenebilmek için. Ama daha iyisini yapabiliyor muyuz? Aslında Fahrenheit 451 çok da uzak bir ütopya değil. Tarihte nice örnekleri mevcuttur. Tarihte yakılan kütüphanelere baktığımızda neler kaybettiğimizi düşünmek insanlığın geçmişi ve geleceği adına acı veriyor. Bugün dahi tarihimizi koruyamadığımız gibi kütüphanelerimize de gereken önemi veremiyoruz. En son 2003’de Bağdat Kütüphanesi ve Tarih Müzesi’nde bulunan binlerce yıllık, 17 bin tarihî eser ve yüzbinlerce el yazması kitap, önce Amerikalı tarihî eser kaçakçıları, sonra da Bağdatlılar tarafından yağma ve talan edildikten sonra yakılmıştır. Geçmişten ders çıkarmadığımız ortada. Hiç değilse bugünden bir şeyler öğrenerek geleceğe güvenle bakabilelim…
Edebiyat
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,5bin okunma
·
5 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.