120 syf.
·5 günde·9/10
Yazar insanlığın gidişatına hiç de iyimser bakmadığını, durmadan büyüyen uygarlığın önünde sonunda yaratıcılarının üstüne yıkılıp onları yok edeceğini vurgulayıp insanlığın çürüyüp yok olmasından bahsedip bir mesaj veriyor okuyucuya.
İnsanoğlu rahatı ve kolayı seçmiyor mu hep?
Zenginlerin serveti ve konforu, emekçilerinde hayatı ve işi güven altında olsun yeterli gözüyle bakılıyor.

Toplumsal mesajların da vurgulandığı güzel bir bilimkurgu romanı, mesela şu paragraf ve bunun gibi 3-4 tane daha;
“Nüfusun dengeli ve verimli olduğu bir yerde çok fazla çocuk doğurmak devlete iyilikten çok kötülük olur: şiddetin Ender görüldüğü ve çocukların güvende olduğu bir yerde verimli bir aileye daha az gerek vardır -aslında hiç gerek yoktur- ve cinsiyetlerin çocuklarının gereksinimleri konusunda uzmanlaşmaları ortadan kalkar.”

“İnsanın insan etine karşı önyargısı köklü bir önyargı değil. İşte insanın insanlıktan çıkmış bu evlatları da! Konuya bilimsel bir yaklaşımla bakmaya çalışıyordum.Ne de olsa, üç dört bin yıl önceki yamyam atalarımız kadar insan olmadıkları gibi, insanlıktan çok daha fazla uzaklaşmışlardı.Ve gelinen bu noktayı bir eziyet olarak görecek akıl çoktan yitip gitmişti.”

Öyle bir distopta ki Sekiz yüz iki bin yedi yüz bir yıl sonrası insanlığın çürümesi bedenen ve zihnen Evrilip adeta sığır gibi olmasını git gide herkesin birbirine benzeyip merhametsizleştiğini çok güzel anlatmış yazar.