Puan vermedi·200 syf.····Okunma: 29 Eylül 2018 17:06 "Ölüm varsa hayatın anlamı ne' diye soranlar/Her nefesle günden güne havaya karışanlar/Meçhuldür sizden sonrakiler, unutuldu hep öncekiler:/Ruhlar baki olsa da zamana yenik düşer fani bedenler/Ey okur! Öyleyse, zamanın hakkını ver, hâlâ vaktin varken/Ne diye ölümü kovalarsın, henüz hayattayken!" dizeleriyle başlıyor, akademik kariyerinin zirvesine çıkmasına ramak kala henüz otuz altı yaşındayken kansere yakalanan başarılı beyin cerrahı Paul'ün yaşam mücadelesi verme esnasında hem bir hekim hem de bir kanser hastası olarak yaşadıklarını adım adım kendi dilinden kendi kalemiyle bizlere aktardığı Son Nefes.
Kitabın sayfaları ve satırları arasında Paul'ün yaşamı ve ölümü anlamlandırma çabasını takip etmeye çalışırken kullandığı argümanların çoğunun bildik, olayların ise oldukça tanıdık olduğunu fark ediyorsunuz. Zira yeryüzünde ne tek akciğer kanserine yakalanan Paul'dür, ne de bütün pankreas kanseri hastaları sadece onun etrafındakilerden ibarettir.
Hastalığından sonra kendisine uygulanan tedavi sürecinde yaşadıkları ve hissettikleri ile bütün o süreçleri bir doktor olarak hastalarına yaşattığı dönemde yaşadıkları ve hissettikleri arasında kıyas yapması ve aradaki farklılıkları bariz bir şekilde ortaya koyması kendi hasta/hastane/doktor/hemşire tecrübelerimizi daha iyi okuma noktasında bize inanılmaz imkânlar sunuyor.
Hastaları ile yaşadığı, hastalarının yaşadığı bir çok hikâyenin benzeri -hatta daha da katmerlisi- eminim birçoğumuzun hayatında da mevcut. O yüzden biraz yürek istiyor kitabın bazı bölümlerinin okunması.
Çoğunlukla hüzün veriyor kitap, ama Paul'ün 'kırılganım ama asla zayıf değilim' sözünde olduğu gibi güç kaynağı olan cümleleri de eksik değil. Hayatın bize verilmiş en büyük armağanlardan biri olduğunu idrak ettirmek ve onu en güzel şekilde değerlendirmek için kararlar üstüne kararlar aldırmak da kitabın okuyanlarına ikram ettiği bir diğer katkı.