·128 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Ekim 2018 14:43 Dokunmak..
Günümüz algısının (algılanmak istenilenin), tensel olanın tersine..
Ruha, kalbe, bir hisse, geçmişe, geleceğe, bir anıya dokunmak..
Bir çocuğun masumiyetine..
Bir hayata..
Belki iyi, belki kötü..
Kimi dokunuşlar vardır. Değdiği yerde çiçekler açtırır. Kimisi de karartır orayı, alır ışığı. Söndürür tüm lambaları..
İşte Yalçın Tosun ile ilk tanıştığım bu kitabında kısa hikayeleri ile bir çok şeye dokunduk birlikte. Bazen içimde en güzel şeyleri uyandırdı. Bazen de, bugün de çoğunlukla yaşadığımız bir takım kötülükleri anımsatıp gözlerimin dolmasına sebep oldu. Onunla birlikte girdiğim bu ‘Dokunma Dersleri’ nde bir çok hissi yaşadım. Özellikle ilk öyküsü ‘Damdaki’ bana öyle güzel geldi ki. Bir çocuğun gözünden sevgiyi gördüm. Ve bu sevginin yazarın kalemiyle ne kadar güzel aktarılabileceğini. Başka bir hikayede yine bir çocuğun ağzından duyduğum şu cümle ile insanlığın zavallılıklarını, ikiyüzlülüğünü sorguladım;
“Zavallılığın, diye geçiriyorum içimden, ne çok giysisi var.”
Sonra Dilan ile gözlerim öyle doldu ki, isyan etmek istedim bu dünyanın tüm kötülüklerine ve kötü şahsiyetlerine..
Son olarak da herkesin kendi gemisindeki o yaşamları, bencilliğini, sadece gördüğü ile vardığı yargılarını sorguladım. Hissiyatlara verilmeyen değeri..
Her hikaye ile başka diyarlara gittim.
Şunu farkettim: En kötü durumu bile öyle sakinlik ve sessizlik ile anlatıyordu ki Yalçın Tosun, sanki sessiz çığlıklar atıyor gibiydi. Susarak, sadece sözcükleri ile dokundu ve yaktı yüreği kimi yerde.
Ve bana sözcüklerin değerini, ufacık bir kelimenin verebileceği hisleri hatırlattı tekrar. Bizim elimizdeydi tüm kelimeler, hangi yola koyacağımız onları ve nasıl şekillendireceğimiz.
Seni tanıdığıma sevindim Yalçın Tosun. Ve hikayesever herkesin okumasını tavsiye ediyorum onun kalemini.
Keyifli okumalar diliyorum şimdiden..