Gönderi

Müslüman ve müstakbel bir psikiyatr olarak muayenemin gereği olmadıkça sosyal hayatımda namahremin elini tutmuyorum, yani tokalaşmıyorum. İçinde bulunduğum camiada, ülkede ve hatta galakside zaman zaman garipsenen bir durum. Bu devirde... Garipseyen ve temkinli bakışların yanında bazen öfke duygusu da yakalıyorum muhatabımda. "İslam adlı azılı suçluyu" kalp ve vicdan hapisanesinden salıvermiş, elini kolunu sallayarak gezmesine, gülmesine, eğlenmesine, özgürce nefes almasına izin vermiş olmak kabahatim. Alternatif ana akım oluşturmaya cüret etmek ve hatırlatmak... Sanırım. Benim omuzlarımın üstüne alıp şerefle gezdirdiğim kız çocuğunu sen toprağa gömmüşsen bu benim meselem değil ki. Yapamıyorum. Bütün değerlerinden soyunmuş bir jelibon olamıyorum. Burnuma kötü kokular geliyor. Onların kendi değerlerine bürünmeleri veya benim onların değerlerine bürünmem yan/yük/yargı olmuyorken, tarafsızlığa halel getirmiyorken benim kendi değerlerimi kuşanmam neden kılıç kuşanmışım gibi karşılanıyor. Bir japonun uzatılan eli reddedip ellerini kavuşturarak eğilmesi güzel bir gelenekken, benim belimin eğilmemesi mi kabahatim, bilmiyorum. Şansımı zorluyorum. Allah'ın güzel selamını kahve gediklilerine, hastalara, yoksullara, garibanlara bırakmıyorum. Mirastan payımın peşine düşüyorum. Gün boyu tebessüm sadakası dağıtıyorum. Hazine sandığı değil unutulan sünnet avına çıkıyorum. Kendi halimde bir derdim vaaaar... Nasıl anlatsam kibar kibaaar... Herkes benim gibi olsun diye bir derdim yok. Ve andolsun, hiçbir kınayıcının kınamasından da bir korkum yok.
··
473 Gösterim
125 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Tam da öyle. Kendi değerlerimizi kuşanmamız kılıç kuşanmak gibi görünüyor bazılarına.
Üşenmedim bütün yorumları tek tek okudum. Ortada anlaşılamayan ve dolayısıyla tarafınızca anlatılamamış bir durum var. Zira yazınızın içerisinde hem değer yargılarımızdan bahsetmişsiniz hem de tokalaşma konusunu İslamiyet açısından ele almışsınız. Öncelikle ilk sorum, konu nedir? Konuyu bir belirleyelim önce. Şayet tokalaşmayı İslamiyet açısından değerlendirdiyseniz, yazınızı neden bir ayetle veya bir hadisle gerekçelendirmediniz? Sadece siz değil, görüyorum ki sizin gibi düşünen hiç kimse bu konuda bir gerekçe sunamamış. Üzgünüm ama süslü cümleler hiçbir zaman gerekçe olmamıştır. Şayet tokalaşmayı değer yargılarımız açısından ele aldıysanız, bence değerlerimiz arasında tokalaşmanın yanlış olduğunu gösteren bir şey yok. Bu zamana kadar tokalaşmak kötüdür diyeni de hiç duymadım. Kaldı ki, birçok dindar arkadaş da yazdıklarınızın İslamiyet’te ve değerlerimiz arasında yeri olmadığını ifade etmiş. Her şeyden önce bu konuda önümüze güvenilir bir kaynak sunmanız gerekiyor. Aksi halde bu yazı şeriatı öven provokatif bir yazı olmaktan öteye gidemez.
Ruh Hekimi
Gönderi Sahibi
Birçok dindar arkadaş burada "Adamın gol diyor" anlamına mı geliyor. Bundan kuvvetli bir delil bulabileceğimi sanmıyorum maalesef. Bizde adamımız gol dediyse goldür artık. Ortada konuyu anlayanlar varken anlayamayanların varlığı neden haneme yazılıyor, o konuda da bir delil istemem gerekecek. İnançlarımın geçerliliğini kimseye ispatlamak ve değerlendirmelerimi de samimi olmayan istekler için delillendirmeye çalışmak zorunda değilim. Kimseyi samimi bulmak zorunda değilim. Üzgünüm, süslü cümleleriniz en fazla bu kadar vaktimi hakediyor.
Ruh Hekimi
Gönderi Sahibi
İnsanların maskelerini düşüren, hak ile batılı, nazik ile kabayı, arif ile cahili, münevver ile yobazı ayıran Rabbime hamdolsun.
Ruh Hekimi
Gönderi Sahibi
Hakaret eden, alay eden, kınayan, küçümseyen, tartışan insanları dert ettiğim yok. Hatta bu konuyla ilgili hastalarıma hep bir örnek veririm. İstasyona girdin ve bir trene yetişmek için koşturuyorsun. Tren hareket etmeye başlamış ve o sırada birisi sana bilerek omuz atıyor veya bilmeden çarpışıyorsunuz. Durup onunla kavga mı edersin, koşup treni mi yakalarsın? Hayatta bir hedefi, anlamlı bir işi, gündemi olmayan insanlar belki bir daha hiç görmeyecekleri veya göreceklerse de kıymetsiz insanlar için kendilerini yiyip bitiriyorlar. Aslında o kişiler değil onlara zarar veren, o kişilere ve davranışlarına verdikleri değer, önem. Kendimi böyle bir yolcu olarak görüyorum ve taşımakta zorlanacağım, beni yavaşlatacak gereksiz yükleri kenara bırakıp yoluma devam ediyorum.
Ruh Hekimi
Gönderi Sahibi
Sosyal medyanın disinhibisyonu diye bir şey var. Normalde yüzyüze daha yumuşak olacak üslubumuz burada daha sert oluyor, normalde söylemeyeceğimiz sözleri burada söyleyebiliyoruz. Bu iletiyi paylaşırkenki niyetimi Allah bilir ancak kimseye hakaret etmedim, kimsenin hayat görüşüne, din yorumuna tü kaka ya da yanlış demedim. Ben böyle hissediyorum, böyle yaşamaya çalışıyorum dedim. Aileden görmüş olmama rağmen üniversite son sınıfa kadar ben de çok dikkat etmiyordum birçok şeye. Allah bana umre ziyaretini nasip etti, bir hadisi karşıma çıkardı ve onu bana sevdirdi, ona uymayı bana kolaylaştırdı. Bununla birlikte dini pratik konusunda kendimi yeterli bile görmüyorum. Sadece elimden geldiğince çabalıyorum ve herkesin içinden geçtiği farklı bir süreç olduğunu biliyorum, görüyorum. Bu yüzden de saygı duyuyorum. Kimseyle dini ya da siyasi tartışmalara girmiyorum. Kendi işime bakıyorum. İç huzuru için tavsiye ederim.
Reklam
Hocam, söylenmesi gereken asıl sözü duruşunuzla siz muhakkak söylemişsiniz ve sözlerinizle birçok söz söylenmiş - türevleri harici - Takdir ettim sizi ve tebrik ederim bu kararınızdan ötürü. Ve şundan da eminim.. Siz bu ileti yerine çok daha talepkar birşeyler yazsaydınız, çağa uygun ve tabii çağdaşlaşmaya... - Mehmet Akif'e selam olsun!! - canımcım tayfası çok daha yanınızda olurdu. Hoş onlar kendi yanlarında dahi değil ya... Tipik "Hoşgörü Politikası." Kaç kişi gitti bu yüzden.. Ve konu sadece din dahilindeki duruş üzerine de değil. Milliyetçi görüşünü savunmak da kâfi :) Meydan harici zihniyetlere mi kaldı?? Hiçbir zaman. Yanınızdayız. Yolunuz açık olsun daima...
Ruh Hekimi
Gönderi Sahibi
Bırakın meydan onların olsun, bence kavga etmeye değmez :) Geçerken bize ilişmesinler yeter.