Kitabın kapağına dikkatli baktığınızda bir kadın figürü var. Adının ve kapağının da çok net ifade ettiği gibi, Osman Hamdi Bey'in kayıp tablosu olan Mihrap yani Tekvin'in öyküsü var romanda. Tablodan bahsedecek olursam, çiniden yapılmış bir cami mihrabı önünde sapsarı dekolte bir elbise giymiş genç bir kadın, rahle üzerine oturmuş. Ayaklarının altına saçılmış birçok kitap var ve içinde Kuran-Kerim olduğu tahmin edilen kitaplarda var. Bu tabloyu günümüz ressamlarından biri yapsa başı kesinlikle büyük derde girer, linç bile edilirdi. Ressam Osman Hamdi Bey, bu tabloyu yaparak büyük bir cesaret örneği sergilemiş.
Tekvin tablosu Türkiye'de hiç sergilenmemiş. Çünkü toplum ve siyasi tepkilerden çekindikleri için tabloyu alan kişinin ismi gizli tutulmuş. 1970'lerin sonunda ilk kez Mihrap ismiyle bir kitapta kayda geçmiş. Tablonun bilinen son sahibi de Demirbank. 2000 yılında banka batınca, tabloda bir şekilde ortadan yok olmuş. O gün bu gündür bu tabloyu ne gören var, ne de duyan. Sanki hiç var olmamış gibi...
.
Kitaba başlarken o kadar tedirgindim ki. O kadar övgü duydum ki bu kitapla ilgili. Acaba yazarın kitabı gerçekten iyi mi yoksa yazara fayda olsun diye mi övülüyor diye düşünüp durdum. Çünkü kitap iddialı bir şekilde satışa sunuldu. Kitabın içinde hem tarih olacak, hem polisiye olacak, hem gerilim olacak, bi de üstüne yazara yerli Dan Brown denilecek, üstelik yazarın ilk kitabi olacak...
.
Kitapta bol miktarda tarihi bilgiler mevcut. Meslevilik, gizli örgütler, kayıp tablo vs. Tek tek araştırıp baktım, bazı sayfaların resmini çekip arşivledim.
Kitabın kurgusu gerçekten güçlü, olay ve mekan betimlemeleri çarpıcı ama Türk yazarlar arasında değerlendirme yapacak olursam, bu kitaptan cok daha iyilerini okudum. Yıllardır buna benzer kitaplar okuyunca çıta epey yükseldi haliyle. Ehh kitap da bu kadar iddialı olunca daha güzel, daha canlı, daha çok süprizlerle dolu bir kitap hayal etmistim. Neyse lafı çok uzattım Kitabı sevdim, güzeldi, okuyanı araştırmaya sevk eden bilgilerle doluydu ama muhteşem değildi. Hele hele bomba gibi hiç değildi...