Uzun zamandır kitaplığımda okunmayı bekleyen kitabı, 1K’nın değerli okurlarından Semih Doğan’in tavsiyesiyle öne çekmiş bulundum. Kitabın büyük bir kısmını 1 günde okudum. Sanki yavaş yavaş okusam daha iyi olacaktı fakat “zaman” su gibi akıp gider iken ve okunacak daha birçok kitap bekler iken, başladığım gibi bitirme sorumluluğu üstlendim.
Kitabın ilk sayfalarında yazar, ana karakterden kimi yerde Drogo, kimi yerde Giovanni diye bahsettiği için aynı kişi olduklarını geri dönüp tekrar okuduktan sonra anladım. O arada kaçırdığım bir yer oldu muhtemelen, taşları yerine oturtmam için iyi bir başlangıç yapmam gerekiyordu. Hayatta da böyle değil midir? Başlangıçlar önemlidir. Kendi seçimlerimizin sonucunudur çoğu yaşadığımız. Kimini kabul etmeyiz, ben böyle olsun istemedim deriz fakat bir zaman sonra alışırız olup bitene.
Giovonni Drogo, teğmen olarak Tatar Çölü’ndeki Bastiani Kalesi’ne tayin edilir. Burada uzun süreli kalmak değildir amacı fakat planladığı gibi gerçekleşmez olaylar. İlginç şeyler yaşanır. Olay örgüsü bu kale etrafında geçmektedir.
Kitapla ilgili birçok inceleme okudum. Herkesi başka yerlere alıp götürmüş, başka şeyler sorgulatmış bu harika birşey.
“Herkes aynı şeyi düşünüyorsa, hiç kimse bir şey düşünmüyor demektir.” demiş Walter Lıppmann.
Bir okur ( #9029074 ) Pablo Neruda’nın Yavaş Yavaş Ölürler şiiriyle tamamlamış incelemesini, gerçekten bu şiir anlatıyor kitabı. Ben hızlı okuduğum için çoğu yeri kaçırdığımı düşünüyorum. Hiç durup düşünmedim ki. Kitap aktı gitti. Akarken kalenin içindeydim yalnız. Belki de dışarı çıkarsam tekrar girememekten korktum. Alışmıştım hıza. Ah bu alışkanlıklar...
Farklı bir kitap oldu benim için, belki gün gelir alışkanlıklarımdan vazgeçerek sindire sindire okurum tekrar. Sizler de bu kitabı okuyarak başka bir pencereden bakmamızı sağlarsanız ne güzel olur..