Belirtmeliyim ki yazarın daha popüler eserleri içinde neden yer almamış dedirtti.
Çok farklı, çok hoş, yoğun ve zor bir kitaptı. İki bölümden oluşuyor kitap. Matmazel Noraliya'nın koltuğu ortaya çıkana kadar (ki bu 1. bölüme tekabül ediyor) kitap gayet iyiydi. Baş karakter Ferit'in ruh hali, ruh halindeki ani değişimler, kaldığı pansiyonda yaşadığı sıkıntılı günler ve paranormal olaylar sürekli sorgulandı. Detaylandırıldı ve hatta birçok tıp terimiyle açıklık getirilmeye çalışıldı. Bu yönden derin bir araştırmanın ürünü olduğunu düşünüyorum. Tıp bölümünü bırakıp felsefe bölümüne geçen Ferit'in kaldığı garip pansiyondaki olayları okurken sanki tiyatrodaymışım gibi hissettim: Canlı ve okurun dikkat kesilmesini sağlayan güçlü bir anlatım, her bir dairede farklı farklı tipler, hepsiyle arasında kendisine has diyaloglar. Neyse ki Ferit'in iç bunalımları ve anlam arayışı bayağı iyi yansıtılmış gibi geldi. Sonuç olarak güçlü ve alışılmışın dışında tekniğiyle, özenli kelime seçimleriyle harika bir okuma macerası yaşatmıştır bu kitap bana.
İkinci bölümde ise daha didaktik bir anlatımla işe başlamış Peyami Safa. Matmazel tanıtılmış, Ferit ile bağlantısı kurulmuş, mesaj verme kaygısıyla siyasetten, ahlaktan, dinden, düzenden, yönetim ve düşünce sistemlerinden açıklamalarla okuyucuya farklı bakış açıları kazandırmak istenmiş. Yahya Aziz'in ağzından duyduğumuz bu açıklamalar doyurucu bence, fakat ilk bölüme oranla farklı yerlere kayılmış. Mesaj verme kaygısı, birinci bölümdeki iç bunalımları ve paranormal düşünceleri bilim ışığında inceleme neticesindeki akıcılığı alıp götürmüş; ikinci bölümü okurken bir düşünce kitabı okuyormuşuz gibi bir hisse kapılmamıza neden olmuş.
Peyami Safa muhafazakar bir yazar. Ferit'i, iç bunalımlarından kurtulması için dine, onun ötesinde İslam'a yönlendirmiş. Yahya Aziz'le Ferit arasında şahane diyaloglar. Çok çok keyif aldım. Kitapta her şeyden biraz biraz var. Harika bir okuma deneyimi yaşadığım için, zaten öncesinde de çok sevdiğim Peyami Safa'ya bir teşekkür borçluyum.